T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2019/71
KARAR NO : 2025/266
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... -
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... -
Av. ... -...
DAVALI : ... -
...
İFLAS İDARE MEMURU : Av. ... -...
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 13/02/2018
Birleşen ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/262 Esas sayılı dosyası.
DAVACI : ... -
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... -
Av. ......
DAVALI : TASFİYE HALİNDE ... ... ...
TASFİYE MEMURU : ... TC No:....
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 24/06/2020
KARAR TARİHİ : 30/04/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
Mahkememize açılan ve mahkememiz dosyası ile birleştirilen tespit davalarının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA : Davacı vekili, TMSF'nin 2008/1 Esas sayılı dosyasında iflas tasfiye işlemleri devam eden ... ... ...'in, Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi ... ... San. Tic. AŞ 'nin gizli ortağı ve şirket yöneticisi olduğunun ortaya çıktığını, borçlu şirketten olan alacağın tahsil edilebilmesi için öncelikle davalı müflis gerçek kişinin anılan şirketin gizli ortağı olduğunun belirlenmesinin gerektiğini ileri sürerek, davalının ... ... San. Tic. AŞ.'nin gizli ortağı olduğu hususunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, Bakanlar Kurulunun 21.12.1999 tarihli ve 99/13765 sayılı kararıyla temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarına istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen .... A.Ş. (... A.Ş.)'nin eski yöneticisi ve hakim ortağı ... ... ...'in ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/120 E. 2007/381 K sayılı dosyasından 17.10.2007 tarhinde iflasına karar verildiğini, ... İflas Müdürlüğünün 2007/30 sayılı dosyasından iflas işlemlerine başlanıldığını, Bankacılık Kanununun yukarıda açıklanan amir hükümleri uyarınca, iflas tasfiye işlemlerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Hukuk İşleri Daire Başkanlığı'nın 2008/1 sayılı dosyası üzerinden devam edildiğini, Mahkeme tarafından verilen iflas kararı taraflarca temyiz edilmeksizin 14.01.2008 tarihinde kesinleştiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 110. maddesinin yollamasıyla, 106. maddesinin 5. fıkrası gereğince Birinci Alacaklılar Toplantısı yerine kaim olmak üzere, ilgili iflas idare memuru adayları Fon Kurulu Başkanlığının 18.01.2008 tarih ve 2008/19 sayılı kararı uyarınca ... İflas Müdürlüğünün 2007/30 E. sayılı dosyasına önerildiğini, ... 2. İcra Hakimliğinin 08.02.2008 tarihli kararı ile Fon tarafından önerilen İflas İdare Memurları Av. ...., Av. ... ve Av... görevlerine başladıklarını, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulu'nun 16.05.2008 tarih ve 2008/165 sayılı kararı ile ... İflas Müdürlüğünün 2007/30 sayılı dosyasından sürdürülen iflas tasfiye işlemlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanununun Geçici 11. maddesinin yollaması uyarınca, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanununun 16. ve 17.maddelerine gore Fon tarafından yapılması gerektiğinden, tasfiye işlemlerinin Fon tarafından gerçekleştirilmesine karar verildiğini, bu çerçevede iflas tasfiye işlemlerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Hukuk İşleri Daire Başkanlığının 2008/1 sayılı dosyası üzerinden devam edildiğini, Müflisin iflas tasfiye işlemi İcra ve İflas Kanununa göre değil, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre yapıldığını, bu çerçevede İkinci Alacaklılar Toplantısı yerine kaim olmak üzere, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulunun 12.03.2009 tarih ve 2009/82 sayılı kararı alındığını, İflas kararı verildiği anda borçlu hakkında iflasın açılmış olacağını, Mahkeme iflas kararını derhal yargı çevresi içindeki iflas dairesine bildireceğini, İflas dairesi de kararı gecikmeksizin ilan edeceği ve gereken yerlere bildireceğini, İflas kararı ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/120 E. 2007/381 K sayılı dosyasından verildiğinden yargı çevresinin ... olduğunu, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün TMSF Tasfiye Dairesi Başkanlığı'na hitaben yazdığı 17.12.2011 tarih, B.07.1.GİB.4.34.80.27 sayılı yazısı ile; ... ... San. Tic.A.Ş.'nin borcu nedeniyle 2008/1 sayılı iflas dosyasına alacak kayıt talebinde bulunulduğunu, 08.09.2015 tarih, 304 sayılı yazıları ile bu talep kapsamında alacağa dayanak belgelerin iflas idaresine iletilmesi gerektiğinin bildirildiğini, 15.09.2015 tarih, 47241 sayılı yazıları ekinde gönderilen belgelerin incelenmesi neticesinde ise alacak kayıt talebi hakkında taraflarınca verilen 24.03.2016 tarih. 98 sayılı : "Kaydı talep edilen alacak, ayrı tüzel kişiliği olan ... ... San. Tic.A.Ş. ile ilgili olup müflis ile ilgisi bulunmadığından, yargılamayı gerektirdiğinden alacaklının alacak talebinin reddine. 3 (A) sıra kapsamında imtiyazlı alacak olarak değerlendirilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." kararının verildiğini, Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından yapılan alacak kayıt talebinin reddine ilişkin 24.03.2016 tarihli kararı ile 96-97-98 nolu ikinci ek sıra cetveli, 12.04.2016 tarihinde Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne tebliğ edildiğini, ikinci ek sıra cetveli ise 06.04.2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinin ve aynı tarihli Sabah Gazetesi'nde ilan edildiğini, bilindiği üzere İcra ve İflas Kanununun "İflas İdaresinin vazifesi" başlıklı 226. maddesi "Masanın kanuni mümessili iflas idaresidir. İdare masanın menfaatlerini gözetmek ve tasfiyeyi yapmakla mükelleftir" hükmünü amir bulunduğunu, alacak kayıt taleplerinin değerlendirilmesi aşamasında, iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümleri, Mülga .... sayılı Bankalar Kanunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, Faaliyet İzni Kaldırılan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi İle Bu Bankaların İflas Ve Tasfiyesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri gözetilerek karar verilmiştir. Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün masaya kaydını talep ettiği alacak müflise ait olmayıp ayrı tüzel kişiliği bulunan ... ... San. Ve Tic. A.Ş. ile ilgili olduğundan, alacak kayıt başvurusunun iflas idaresince kabul edilmediği, 2004 Sayılı İİK'nun "Reddedilen alacaklara ilişkin sıra cetveline itiraz ve neticeleri" başlıklı 235. Maddesi; "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar." hükmünü içermekte olup kanunda öngörülen bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunu, bu sürenin geçtiğini, ...nın davada taraf sıfatı olmadığını savunarak yetki itirazında bulunmuş ve davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN ... 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2020/262 ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA: Davacı vekili, aynı vakıaları ileri sürerek, asıl davada davalı ... ... ...'in davalının gizli ortağı olduğunun ileri sürerek, tespit kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı şirket tasfiye memuru, tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
KANITLAR : İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/102 Esas sayılı dosyasından verilen kararın kesinleşme şerhli sureti celpedilmiştir.
Birleşen dosya davalısı ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin sicilden terkin edildiği anlaşılmakla davacıya anılan şirketin ihyası için dava açmak üzere yetki verilmiş, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/829 Esasında görülen ihya davasında şirketin ihyasına karar verilerek tasfiye memuru atanmıştır.
Taraf teşkili sağlanmıştır.
GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, asıl davada davalı müflis gerçek kişi tacirin, birleşen davada davalı anonim şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta birleşen davada davalı anonim şirketin, davacı Kurumun vergi mükellefi bulunduğu, vergi alacağını tüzel kişilikten tahsil imkanının olmadığını, mevzuata göre yönetim kurulu üyelerinin de bu halde sorumlu bulunduğunu, asıl davanın davalısı müflis gerçek kişi tacirin bu şirketin gizli ortağı ve yöneticisi olduğunu, bu durumun hakkındaki ceza kararı ile sabit bulunduğunu ileri sürdüğü, asıl davada davalı tarafın davanın reddini savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, asıl davada davalının, birleşen davada davalı anonim şirketin gizli ortağı olup olmadığı, asıl ve birleşen davada davacı Kurumun bu gizli ortaklığın tespitini talep etmesinde vergi alacağının tahsil edilmesi bakımından hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve tespit koşullarının olup olmadığı yönlerinde toplanmaktadır.
İddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından, asıl davada davalının, birleşen davanın davalısının resmi kayıtlarda ortağı olmadığı, ceza dosyasında birleşen davanın davalısının gizli ortağı bulunduğu yönünde belirlemeler yapıldığı ileri sürülmüştür. 6102 sayılı TTK'da anonim ve limited şirketlerde pay sahipliği sıfatının kazanılması, kaybedilmesi, hakları, borçları, yükümlülükleri, pay sahipleri ile yöneticilerin sorumluluğu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Tüzel kişiliğin vergi ve kamu borçlarından dolayı kural olarak kendisinin sorumluluğu esastır. Ancak, AATUHK'nun 35. ve mükerrer 35. maddeleri ile VUK'nun 10. maddesi gibi yasal düzenlemelerde anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile limited şirket yönetici ve ortaklarının da koşulları oluştuğunda tüzel kişiliğin vergi ve kamusal borçlarından dolayı sorumluluğu hükme bağlanmıştır. Anonim şirket pay sahibinin sorumluluğu kural olarak sermaye koyma borcuyla sınırlı olup, tüzel kişiliğin borçlarından kaynaklı olarak kişisel bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Öte yandan, kayıtlarda anonim ve/veya limited şirket pay sahibi olmamakla beraber, akdin nispiliği kapsamında gerçek ve/veya tüzel kişiler ile bu şirketin ortakları ve/veya tüzel kişilik arasında 'gizli ortaklık' adı altında ticari ilişkiler de tesis edilmesi mümkündür. Ancak, bu durum, o kişileri şirketin ortağı haline getirmeyecektir. Anılan ilişkiler, olsa olsa adi ortaklık hukuki statüsünde nitelendirilebilir. O halde, somut olayda asıl davanın davalısının, birleşen davanın davalısının gizli ortağı olduğu sonucuna varılsa bile, bu ilişki adi ortaklık olarak kabul edilmelidir. Dolayısıyla anonim şirketin vergi veya başka kamu borçlarından dolayı adi ortaklığa ve/veya ortağa sorumluluk teşmil edilemeyecektir (Bkz.; Yargıtay 11. HD'nin 05/11/2018 Tarihli ve 2017/1370 Esas-2018/6727 Karar sayılı Kararı). Öte yandan, idari birimleri bağlayıcı şekilde tespit kararı da verilemeyecektir. Kaldı ki, vergisel sorumluluktan kaçmak amaçlı olarak muvazaalı işlemlere karşı da mevzuatımızda hukuki yolların yer aldığı bir gerçektir.
Bu durum karşısında, asıl ve birleşen davada davalı İdarenin, asıl davada davalının, birleşen davada davalı anonim şirketin ortağı olduğunun tespiti isteminde hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın davanın genel şartları arasında sayıldığı sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının asıl ve birleşen davalarının hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere 30/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
✎ e-imzalıdır
Üye ...
✎ e-imzalıdır
Üye ...
✎ e-imzalıdır
Katip ...
✎ e-imzalıdır