TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/
KARAR NO : 2026/
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/08/2025
KARAR TARİHİ : 16/07/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin icra takibinde ana para olan 1.000.000,00 USD'nin %115 oranında ya da belirlenecek teminatı ödeyebilecek ekonomik gücü olmadığından öncelikle teminatsız veya mahkemenizce uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve iş bu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, telafisi imkansız zararlar meydana gelmesine engel olmak maksadıyla ... 5.Genel İcra Dairesi 2025/... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin ivedilikle durdurulmasına, satışın düşürülmesine ve mevcut hacizlerin fekkine, ve bu hususta icra müdürlüğüne ivedilikle müzekkere yazılmasına, öğrenme tarihinin ... 5.Genel İcra Dairesi 2025/... Esas Sayılı dosyasına satışın düşürülmesi talebi gönderilen 22.08.2025 olarak kabulüne, müvekkili firmaya gönderilen ödeme emri ve kıymet takdiri tebligatlarının usulsüz olduğunun kabulüne, davalı aleyhine açtıkları Menfi Tespit davasının kabulü ile, her ne şekilde olursa olsun müvekkili davalı-alacaklıya herhangi bir borcunun olmadığının tespitine, takibe, asıl alacağa, imzaya, faiz ve ferilerine yaptıkları itirazın kabulü ile dava konusu bononun ve ... 5.Genel İcra Dairesi 2025/... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin iptaline, tüm hacizlerin fekkine, iş bu dava açıldıktan sonra icra dosya borcunun ödenmesi durumunda davanın istirdat davası olarak devamına ve ödenen paranın müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ; Davacı tarafın bono altındaki imzaya itiraz etmediğini, bonoya karşı hiçbir yazılı delil de ileri sürmediğini, davacının sadece soyut beyanlarına dayanarak ihtiyati tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu, ihtiyati tedbire itiraz ettiklerini, ihtiyati tedbir ara kararından rücu edilmesini, husumet itirazında bulunduklarını, davalının taraf sıfatı bulunmadığını, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte iddia edilen hususlarda zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, derdestlik, kesin hüküm itirazında bulunduklarını, davada hukuki yarar bulunmadığını, davacı taraf adli yardım talep etmiş talebi 02/09/2025 tarihli ara karar ile reddedilmiş ve davacıya başvuru harcı, peşin harç ve gider avansını ikmal etmek üzere 2 hafta kesin süre verildiğini, ret kararının 08/09/2025 tarihinde davacıya tebliğ edildiğni, iki haftalık kesin sürede harçlar ve gider avansı yatırılmadığını, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesini, davacı borçlunun elektronik tebligat iddialarının müvekkiline yönelik olmadığını, davacının Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı şirket olduğunu, şirketler hakkında tebligatın kanunda açıkça düzenlendiğini, davacının borca ilişkin itirazları haksız ve yersiz olup kabul etmediklerini, bahsi geçen hususlar müdürlerin kendi arasındaki mesele olup müvekkilline ilgisi olmadığını, müvekkilinin şirkete borç verdiğini, bu alacağına karşılık bono aldığını, bono altındaki imzaya da itiraz edilmediğini, bunun dışındaki hususların müvekkili ile ilgisi bulunmadığını, dava değerinin tanıkla ispatın çok üzerinde olduğunu, tanık dinletilmesine muvafakatlarının bulunmadığını, bononun mücerret borç ikrarı olup illetten mücerret olduğunu, davanın reddine karar verilmesini ve lehlerine yüzde 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, Yargılama gideriyle ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı ... 5.Genel İcra Dairesi 2025/... Esas Sayılı dosyasına davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı taraf takibe dayanak 1.000.000,00 USD bedelli 20.01.2024 tanzim ve 20.07.2024 vade tarihli senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatılan senet uyarınca borçlu olmadığını ileri sürmüştür.Davalı taraf davacının bono altındaki imzaya itiraz etmediğini, bonoya karşı hiçbir yazılı delil de ileri sürmediğini, bononun mücerret borç ikrarı olup illetten mücerret olduğunu, davanın reddine karar verilmesini ve lehlerine yüzde 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ileri sürmüştür.Davacı şirketin mevcut yetkilisinin ...'olduğu, ...'ın (%60) ve ... (%40) paya sahip olduğu. ...'ın ... 1.Noterliği'nin 22.08.2024 tarih ve yevmiye numaralı "Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi" ile ...'in şirketteki hisselerini devraldığı, davacı tarafça ... tarafından şirket hisseleri devralındıktan 6 ay sonra icra takibi başlatılmasının 1.000.000,00 USD gibi bir alacağın varlığı durumunda tahsil işlemlerine başlamak için 6 ay gibi uzun bir süre beklenilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve senedin ...'ın davacı şirketin hisselerini devraldıktan sonra düzenlenmiş olma ihtimali de yüksek olduğunu ileri sürülmüştür.Takibe ve davaya konu senet bono niteliğindeki kambiyo senedi olduğundan, bilindiği üzere kambiyo senetleri (ticari senetler) ihdasi (kurucu) nitelikteki senetlerdendir. Gerçekten, bir borç için kambiyo yükleniminde bulunulması borcun yenilenmesi (tecdidi) sonucunu doğurmaz(BK., m. 133). Bu durumdaki bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri asıl borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü halinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Dava dosyamıza ait yargılama konusu çekler bakımından da durum kambiyo senedinin tedavülünden kaynaklanmaktadır.Kambiyo taahhüdünde bulunulmasına neden olan ve temel ilişkideki asli para edimini teskil eden “temel alacak”, o kambiyo taahhüdünün hukuki sebebini olusturur. Ancak, kambiyo taahhüdünün geçerliliği sebebe bağlı olmayıp, bu senetler maddi anlamda soyut (mücerret) senetlerdir. Kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi gereğince temel alacağın mevcut olmaması, geçersiz olması kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta, fakat sebepteki /temel iliskideki) sakatlık kambiyo borçlusuna“nedensiz zenginlesme defi” öne sürme hakkını vermektedir. Bu davayı açan davacı, kambiyo senedinin hükümsüzlüğünü öne sürmemekte, tersine kambiyo taahhüdünün varlığını kabul etmektedir. Ancak, borçlu, temel ilişkiden bir alacak hakkı doğmadığı halde, kambiyo senedi alacağının istenmesi nedensiz zenginlesme olusturduğundan kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını öne sürmektedir. Bu noktada menfi tespit isteminde bulunan; temel ilişkinin varlığını, temel ilişkide ki sözleşmenin türünü, kambiyo senedinin hangi nedenle ve sözleşmesel ilişki nedeniyle verildiğini ispatladıktan sonra bu temel ilişkideki hangi nedenlerden dolayı kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Burada iki aşamalı bir ispat yükü söz konusudur ve ispat yükü de menfi tespit isteminde bulunan kişi üzerindedir. Buna ilişkin ispat yükümlülüğü yerine getirilmediği takdirde kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi ve mücerretlik ilkesi gereğince temel ilişkiden bağımsız borç ilişkisi yaratacağından kambiyo senetleri nedeniyle sorumlu olunacaktır. ... 17.12.2003 gün ve E:2003/-, K:2003/; 12.10.2011 gün ve E:2011/-, K:2011/; 04.12.2013 gün ve E:2013/-, K:2013/; 14.05.2014 gün ve E:2013/-, K:2014/ sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Davacı defterlerinin incelenmesi için ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş, 25/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; İcra dosyası ve dava konusu 1.000.000 USD bedelli senedin davacı şirket ile davalı arasında hizmet, ticari mal ve parasal alışverişe dayanmadığı, şirketin kasa hareketleri, verilen senetler hesabı ve cari hesaplarında ...'un şirketten alacağına rastlanmadığı, İcra ve dava konusu senet bedeli 1.000.000 USD olup, icra takip konusu edilen 20.07.2024 vade tarihli senet davacı tüzel kişi olan şirketin e- defter kayıtlarında olmadığı gibi, taraflar arasında parasal ilişkiye rastlanmamıştır. İddia ve savunma, tanık anlatımlarından dosya kapsamına göre 1.000.000 USD senedin tanzimi olan 20.01.2024 tarihi öncesi 2023 ve 2024 yılına ait ticari defter kayıtlarını bilirkişi sıfatıyla incelemem neticesinde davalı senet alacaklısı ...'un davacı şirketten cari alacağı yada senetli alacağı, diğer bir anlatımla parasal alacağı, ticari mal, hizmet, tesis, makine ve cihaz, taşıt ve demirbaş alımı münasebeti yoktur. ... isimli parasal hareket yoktur ve 1.000.000 USD bedelli senet tanzimi muhasebeleşme işlemi davacı şirket kayıtlarında bulunmamaktadır. Davacının davalı ile aralarında herhangi bir ticari faaliyet bulunmamaktadır. Kambiyo senedinin düzenlenmesini gerektiren temel ilişki yoktur. Davacı şirketin kayıtlarında davalı ... ismine veyahut herhangi bir 3.Kişi ile ilişkili bu miktarda para alışverişine rastlanmadığı, 20.01.2024 tanzim ve 20.07.2024 vade tarihli 1.000.000 USD senetin muhasebesel kaydına rastlanmadığından ve bu mahiyette tüzel kişi olan şirketin davalı ile parasal alış-verişi ticari bir münasebeti olmadığından senet bedelinekonu alacağın tüzel kişiliğin amaç ve konuları, sorumluluğu dışında “tanzim eden ile davalı olan iki gerçek kişi arasında” kaldığı sonucuna varıldığı, davacı şirketin senette alacaklı kişiyle ticari ve/veya parasal ilişkisi bulunmamaktadır. Bu çerçevede davacı şirketin davalı tarafa herhangi bir borcu olmadığı'' tespit edilmiştir.Ancak senedin ticari defterlerde kayıtlı olmaması borç ilişkisi yaratmadığı sonucunu ortaya koymamaktadır. Davacı tarafça ... tarafından şirket hisseleri devralındıktan 6 ay sonra icra takibi başlatılmasının 1.000.000,00 USD gibi bir alacağın varlığı durumunda tahsil işlemlerine başlamak için 6 ay gibi uzun bir süre beklenilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve senedin ...'ın davacı şirketin hisselerini devraldıktan sonra düzenlenmiş olma ihtimali de yüksek olduğunu ileri sürülmüşse de senedin geçmişe yönelik olarak hisse devrinden sonra düzenlendiği noktasında bir delil bulunmadığı gibi, bunun tespit edilebilmesine yönelik bir inceleme teknolojisi de henüz gelişmemiştir. Buna yönelik emsal bir dosyada mahkememizce alınan inceleme raporu da dosya arasına konulmuş olup bu raporda da "Bu sebeple, belge üzerindeki mürekkep yaşının tayinine yönelik, mevcut laboratuvar imkanlarımız ile henüz bir tespitte bulunmak mümkün olamamaktadır" şeklinde bu durum belirtilmiştir. Bu yönde bir teknolojik imkan bulunmadığından usul ekonomisi uyarınca bu hususun kriminal inceleme ile araştırılmasına gerek duyulmamıştır. Yine davacı senette bedel kaydının bulunmadığını ileri sürmüşse de bu durum ispat yükünü değiştirmemektedir.Takibe ve davaya konu bono bir yazılı delil olduğundan davacının bu yazılı delile karşı ispat yükü yukarıda belirtildiği üzere davacı taraf üzerindedir. Bilindiği üzere HMK Madde 201'e göre; senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Yazılı delille ispatı gerekir. Davacı tarafça dosyaya buna ilişkin bildirilmiş ve sunulmuş yazılı delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın reddine, takip konusu asıl alacağın takip tarihindeki kura göre karşılığı olan 37.228.194,89 TL'nin %20'si tutarında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Takip konusu asıl alacağın takip tarihindeki kura göre karşılığı olan 37.228.194,89 TL'nin %20'si tutarında tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
3-Harçlar yasası gereğince alınması gerekli 732,00 TL harçtan başlangıçta alınan 721.474,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 720.742,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.428.281,95 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından arabulucuya ödenen 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya Mahkememize ulaştırılmak üzere aynı nitelikteki başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde kullanılabilecek ... olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 16/07/2026
Başkan
E-imzalı
Üye
E-imzalı
Üye
E-imzalı
Katip
E-imzalı