1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 2023/890 E., 2023/290 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 09.11.2023 Sayı: 2023/890 E. - 2023/290 K. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

T.C. .... BAM ... HUKUK DAİRESİ

T.C.

....

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

.... HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : .../....

KARAR NO : .../....

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : .....

NUMARASI : ......

DAVACI : ... -T.C.No:...- ...

DAVALI : ... ...

VEKİLİ : Av. ...-

DAVA : Hibe İşleminin İptali

KARAR TARİHİ :.....

YAZILMA TARİHİ :.........

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan hibe işleminin iptali ile davasında ilk derece mahkemesince verilen karara davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:

Davacı 24.05.2016 tarihli dava dilekçesinde; Taşınmazın tasfiyesi için görevlendirildiğini, taşınmazlardan 1578/1,1578/9 ve 1578/10 parsel paylarının 16/05/1998 tarihli genel kurul kararı ile satıldığını, 154/4 parsel payının 44 ortağa paylı tapu ile ferdileştiği, 1563/1 payının ise davalı vakfa hibe edildiğinin görüldüğünü, bağışın geçersiz olduğunu, işlemin 1163 sayılı yasanın 42/6 maddesine aykırı olduğunu, öncelikle yasa ve anasözleşmede kooperatif varlıklarının alım/satım hakkı ve yetkisi bulunduğunu, Yasanın bağış yetkisi öngörmediğini, nedenini açıkça belirterek kooperatif yararı için genel kurul kararı ile bağış yapılabilabildiğini, böyle bir ihtiyaç olmadığı gibi yönetim kurulunun bu bağış için genel kurul kararının da olmadığını, bağışın yetkisiz yapıldığını, bu bağışta kooperatif yararı da olmadığını, günün rayicine göre satılıp dağıtılacak paylardan ortakların yoksun kaldığını, bağışlanan taşınmazın imar planında spor alanı olarak tahsisinin satış değeri taşımadığını göstermediğini, bağış alanının vakıf açısından irdelendiğinde yasaya aykırı şekilde yetkisiz görevliler tarafından ortakların zararına bağışlanan buna karşılık bağışı alan vakfa da kendi hukuksal yapısı içinde bir yararı olmayan bu hibe işleminin iptalini istemenin gerekli olduğunu, 1163 sayılı yasaya aykırı 4721 ve 5737 sayılı yasalara uyarsız hibe işleminin iptali ile 1563/1 paselde 10/2400 pay olarak yer alan 93.13 m2 yüzölçümlü arsanın kooperatif mülkiyetine geri verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1163 sayılı yasanın 99. maddesi gereği davanın Asliye Ticaret mahkemesinde açılması gerektiğini, oysa davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığını, bu nedenle görev itirazında bulunduklarını, 1999 yılında yapılan bir bağışın iptalini istemek için dava açma süresinin misli ile geçtikten sonra dava açıldığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddinin gerektiğini, bu nedenlerle davanın usulü yönden reddi gerektiğini, davacının yetkisiz olarak bağış yapıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, bağış işleminin tapu sicil memurluğunda resmi senet düzenlenmek sureti ile yapıldığını, davacının kooperatifin ana sözleşmesi davacının yetkiye ilişkin itirazlarının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu taşınmazın değeri ile ilgili iddiaların ise anlaşılamadığını, işlem bağış olduğuna göre taşınmazın değerinin hangi amaçla tartışıldığı açıklandığı takdirde beyanda bulunma hakkının saklı tuttuklarını, ancak imar planında spor alanı olarak ayrı yerin sadece ilgili bakanlık tarafından kamulaştırılabileceğini, bu nedenle de özellikle pratikte piyasada satılması mümkün olmadığından davacının kooperatif açısından satışının değeri olmadığını, bağış işleminin faydasız gereksiz ve hatta kooperatif aleyhine olduğu iddiasının haksız olduğunu, bağışın T.B.K. Md. 285 vd. maddelerinde düzenlenmiş olduğunu, bağışın tarafların kooperatif veya vakıf olamayacağına dair hiçbir kısıtlama olmadığını, bağışlamanın iptali sayılan nedenler de sınırlı biçimde sayılmış olduğunu bu nedenler arasında davacının iddia ettiği nedenlerin hiçbirinin de olmadığını belirtmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesinin 08.12.2021 tarihli tarihli gerekçeli kararında; Dosya kapsamı, toplanan deliller ve düzenlenen uzman bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu......sayılı 21.809,50 metrekare yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazın 90,87 metrekaresine isabet eden 10/2400 payının 13.01.1999 tarih ve 182 yevmiye sayılı devir akit tablosu ile davalı..........Gençlik Spor Ve Kültür Vakfı'na yapılan hibe işleminin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve Kooperatif ana sözleşmesine aykırı olduğuna ya da üyeleri ve kooperatifi zararlandırıcı nitelikte olduğuna dair bir aykırılık tespit edilemediğinden davanın reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN TARAF :

Davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı 21.03.2022 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde;Red kararının Gerekçe/Son paragrafındaki bilirkişi raporuna atıf verildiğini ve fakat konuya ilişkin 16.11.2020 ve özellikle raporu irdeleyen 02.08.2021 tarihli dilekçelerinin içerişinden hiç söz edilmediğini, bu bağlamda red kararı H.M.K. 297/C niıaddesıne aykırı olarak tek yanlı bir değerlendirme ile hükme bağlandığını, red kararının, bilirkişi raporu görüşünü esas aldığını, kooperatif genel kurul kararına dayanarak bağış işlemin uygunluğunu kabul ettiğini, bunu da oy birliği gerekçesine bağladığını, kararların geçerliliğinin sadece oy sayısına bağlı olmadığını, hukuk düzeni içinde genel kurul kararı ana sözleşmeye, ana sözleşme ise yasalara aykırı olamayacağını, özü ve sözü ile yasada ana sözleşmede yer almayan bir yetkinın idari takdir ile kullanılamayacağını, hibe yetkisi T.M.K. 703, K.K. 1, 42/6, 83 Ana sözleşmenin 23.44,87/3,87/11 maddelerinde sayılan dava konusuna ilişkin maddelerde olmadığını, dayanılan genel kurul kararında artakalmış üç parsel için üç ayrı karar verildiğini, ilki parselin paylı mülkiyetle ortaklara pay edilmesi olduğunu, ikinci parselin satılma kararı ile satıldığını, dava konusu parselin bağış yapıldığını, iki parselin nakdi ve ayni olarak paylaştırılıp ortaklara az yada çok bir yarar sağladığının tartışmasız olduğun, bağışlanan taşınmaz için yarar sağlanmadığının açık olduğunu, bilirkişi ve mahkeme zararlandırıcı nitelik taşımadığı gibi garip ve yararlanma ile çelişik bir ifade ile geçiştirilerek hüküm kurulduğunu, dava konusu taşınmazın yer aldığı 235 hisseli parselin imar kanunun 18. Madde çerçevesinde oluştuğunu, 30 yıl önce spor alanı olarak işlendiğini, kooperatif payının 1998 tarihinde bağışlandığı, İl Gençlik ve Spor Müdürlüğünden edindikleri bilgiye göre müdürlüğün dava konusu alanla ilgili herhangi bir avan projesi bulunmadığını, davalı savunmasındaki anılan parselde bir tesisine paydaş olma söyleminin bir hayalden ibaret olduğunu, bu bağlamda kamu yararına ayrılmış arsalar ile ilgili olarak 3194 sayılı amir yasasının 10 ve 18. maddeleri uyarınca 3 ay içinde 5 yıllık imar programını yürürlüğe koyma ödevinin beş kez devrolunduğunu, gençlik ve spor birimi kamu görevini yapıp kente tesisini yapmış olmakla bu "spor alanı" tahsisinin davalı Vakıfa bir fayda olmayacağının açık olduğunu, özetle; kooperatif hukuku bakımından yolsuz tescil, davalı vakıf açısından 25 yıldır bir yarar sağlamadığını, ileriye dönük bir yararı da görülmeyen dava konusu parsel payının kooperatife iadesinin hakkın hak edilmesi olacağını belirtmiştir.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, kooperatifin hibe işleminin iptali ve taşınmazın mülkiyetinin kooperatife geri verilmesi isteğine ilişkindir.

Mahkemece 21/12/2017 tarihli karar ile; davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin......Esas...... Karar sayılı ......... tarihli kararı ile davacının istinaf başvurusunun HMK’nın 353-(1)-a/6 maddesi uyarınca kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

...... ........ Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi) sıfatıyla 06/09/2021 tarihli kararı ile dosyanın Hakim ve Savcılar Kurulunun 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı ile kurulan görevli ve yetkili .......Asliye Ticaret Mahkemesine devredilmesine karar verilmiş, Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/12/2021 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı tasfiye memuru tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Dava şartlarının neler olduğu HMK’nın 114 üncü maddesinde belirtilmiş olup, anılan düzenlemenin birinci bendinin (c) alt bendinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, bir dava ancak görevli mahkemece incelenebilir. Mahkeme her şeyden önce görevli olmalıdır. Görevsiz mahkemede açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir.

6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2 nci maddesi ile değişik TTK’nın 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesi tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmünü, 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası ise; “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükümlerini içermektedir.

Görüldüğü üzere, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK'nın 1 inci maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca resen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4 üncü maddesinde düzenlenmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanuni hakim güvencesi” başlığını taşıyan 37 nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz” hükmünü öngörmektedir.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; uyuşmazlık konusunu teşkil eden her hukuki olay, meydana geldiği tarihteki yasal düzenlemelere tabidir ve "tabi hâkim ilkesi" gereği olayın meydana geldiği zamanda mevcut olan mahkemeler tarafından çözümlenmelidir.

O hâlde yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı taktirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 07.07.2021 tarihli ve 608 sayılı kararı ile yeni kurulan (Alanya, Aydın, Balıkesir, Diyarbakır, Manisa, Muğla, Sakarya ve Tekirdağ) asliye ticaret mahkemeleri ile mevcut bulunan (Adana, Ankara, Ankara Batı, Antalya, Bakırköy, Bursa, Denizli, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Gebze, İskenderun, İstanbul, İstanbul Anadolu, İzmir, Karşıyaka, Kayseri, Kocaeli, Konya, Mersin, Samsun, Şanlıurfa ve Trabzon) asliye ticaret mahkemelerinin yargı çevreleri belirlenmiştir. Ancak kararda halihazırda açılmış davaların yeni kurulan mahkemeye devredileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Bu durumda yeni bir mahkemenin faaliyete geçirildiği tarihten önce derdest bulunan davaların, istek üzerine veya doğrudan görevsizlik ya da gönderme kararı ile yeni kurulan mahkemeye devredilmesine olanak bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklanan tüm bu maddi ve hukuki olgular ışığında Anayasanın 37 nci maddesinde düzenlenen tabii hâkim ilkesi de gözetilmek suretiyle somut olay değerlendiğinde; Hâkimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) ilgili kararlarında asliye ticaret mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesinin ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların devredilerek asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığından, "esasen bu konuda HSK'nın yargı yetkisine ilişkin düzenleme yapması da mümkün bulunmadığından" ve asliye hukuk mahkemesinin ticaret mahkemesi sıfatıyla baktığı derdest dosyaların yargılamasına devam etmesi gerektiğinden, taraflar arasındaki uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkeme, uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olan Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi olup, dava tarihinden sonra kurulan ve faaliyete geçirilen Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesince davaya bakılması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21/06/2023 tarihli 2023/495 Esas 2023/698 Karar sayılı ilamı).

Yapılan bu açıklama ışığında, davada görevli mahkeme Bandırma Asliye Hukuk Mahkemesi olup, Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesi görevli değildir. Bundan ötürü mahkemece karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına dair karar verilmesi yerinde değildir.

Ayrıca, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14/12/2020 tarihli 2019/3081 Esas 2020/6700 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı kuşkusuzdur.

Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunun 32.maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı vurgulanmıştır. Aynı Yasanın 30. maddesinde ise; "Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150 nci maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.'' düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut olayda, dava dilekçesinde dava değeri gösterilmemiş, harçlandırma formunda dava değeri 10.800,00 TL üzerinden harçlandırılmış, taşınmazın mülkiyetine ilişkin davada dava değeri tespit edilerek eksik harç tamamlatılarak davaya devam edilmesi gerekirken ve dava değerinin belirlenmesinin kanun yollarına başvurularda kesinlik sınırının tespiti açısından da zaruri olduğu gözetilerek, mahkemece dava değeri tespit edilmeksizin karar verilmesi isabetli değildir. O halde; taşınmaz başında keşif yapılarak Harçlar Kanunu 16. madde uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve eksik harç tamamlatılarak yargılamaya devam edilerek bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355.maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda; açıklanan nedenlerle davacının istinaf talebinin HMK’nın 353-(1)-a/3,4,6 maddeleri uyarınca esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin kamu düzenine ilişkin nedenlerle kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacının istinaf başvurusunun kamu düzenine ilişkin nedenlerle KABULÜ ile; ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....../.... Esas ..../... .......tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353-(1)-a/3,4, 6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,

3-Davacı tarafından yatırılan 80,70TL maktu istinaf karar harcının talep halinde davacıya İADESİNE,

4-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

5-Davacının istinaf avansının kullanılmayan kısmının iadesine,

6-Kararın taraflara tebliği ile harç ve istinaf avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından YERİNE GETİRİLMESİNE,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09.11.2023 günü HMK.'nın 353-(1)-a maddesi uyarınca KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.

...

Başkan

...

¸e-imzalıdır

...

Üye

...

¸e-imzalıdır

...

Üye

...

¸e-imzalıdır

...

Katip

...

¸e-imzalıdır

Şirket kuruluşu ve şirket işlemleri

Şirket kuruluşu, pay devri, sermaye artırımı, genel kurul ve tasfiye işlemlerinde SMMM ekibimize danışın.

Şirket kuruluşu hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı