1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2025/2998 E., 2026/1677 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 17.09.2026 Sayı: 2025/2998 E. - 2026/1677 K. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

T.C.

DENİZLİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ...

KARAR NO : ...

KARAR TARİHİ : 17/09/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ...

ÜYE : ...

ÜYE : ...

KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 11/09/2025

NUMARASI :... Esas- ... Karar

DAVACILAR : 1-...

2-...

3-...

4-...

VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ...

VEKİLLERİ : Av. ...

Av. ...

DAVANIN KONUSU : Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

G.KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacılar vekilinin 26/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Olay tarihi olan 30/03/2023 günü ... isimli şahsın sevk ve idaresindeki ... plakalı hafif ticari araç seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yaralanmalı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, araç sürücüsü ... isimli şahsın yaralandığını, araçta ön yolcu bölümünde bulunan müvekkillerinin eşi, babası ve çocukları olan ... hayatını kaybettiğini, bahsi geçen kaza neticesinde araç içerisinde yolcu olarak bulunan müvekkillerinin murisi ... kaza esnasında hayatını kaybettiğini, ...’ın mirasçısı olarak geriye müvekkilleri eşi ..., çocuğu ..., anne ve babası ..., ... kaldığını, kazada sürücü ...’nın ağır kusuru bulunduğunu, bu nedenle hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... soruşturma nolu dosyası açıldığını ve soruşturma dosyası halen daha derdest olduğunu, 30/03/2023 günü çok genç yaşta kazada ölen 15/05/1989 doğumlu ...’ın ölümüyle 01/01/2000 doğumlu eşi ... ile 25/01/2022 doğumlu kızı ... ve anne-babası maddi destekten yoksun kaldığını, muris ... son olarak mermer işçisi olarak çalışmış ve asgari ücretin üstünde bir maaşı bulunduğunu, davalı ... kazaya sebep olan ... plakalı aracın işleteni (maliki) olduğunu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve diğer ilgili mevzuatlar çerçevesinde kazada murisleri ...’ın hayatını kaybetmesi neticesinde maddi ve manevi zarara uğrayan davacı müvekkillerinin zararlarından sorumlu olduğunu, kazaya karışan araç olan ... plakalı aracın 310017694 poliçe numarasıyla davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nce Zorunlu Mali Sigortalı olduğunu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca davalı sigorta şirketi olan ... Sigorta A.Ş. Söz konusu kazada ... ile beraber maddi tazminatlarda müteselsil sorumlu olduğunu, dava üzerinde durulması gereken husus; davacıların ölüm nedeniyle uğramış oldukları maddi zararın hesabı ve ihtiyaç süreleri olduğunu, genel yaşam deneyimi ve hayatın olağan akışı, yetişkin bir insanın eşi ve çocuğuna her halükarda destek olacağını gösterdiğini, bu desteğin miktarı, tarafların yaşam düzeyi, sağlık, sosyal ve ekonomik durumları ile orantılı olarak miktar bakımından değişebileceğini, desteğini kaybeden çocuğun bakım ihtiyacı; tedavisi mümkün olmayan bazı hastalıklar gibi istisnalar hariç bakımı kendi yaşam vasıtalarını buluncaya kadar devam edeceğini, dul kalan eşin bakım ihtiyacının ne kadar süreceği ise yaşı, evlenme ihtimali vb. kriterlere göre belirleneceğini, ... Daha 18 aylık olup babasının ekonomik desteğine tümüyle muhtaç halde olduğunu ve uzun yıllar daha muhtaç olacağını, ...’nın ise kütüğü, çocuklu oluşu, sosyo-kültürel aile durumu vb. itibariyle yeniden evlenme şansı yok denecek kadar az olduğunu, ayrıca kendisi de kesinlikle yeniden evlenmek istememekte olup eşinin desteğinden yoksun kaldığını, müvekkil anne baba ise yaşlı olup çalışacak durumda olmadıklarını, baba da müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, destekten yoksun kalma tazminatı, müteveffanın yaşarken destek verdiği kişilerin aldığı desteğin ölüm sebebiyle ortadan kalkması neticesinde destek alanların uğradıkları zarardır. Uygulamada ve Yargıtay kararlarında “destekliğin yalnızca parasal olmayacağı, “yardım ve hizmet ederek de, gözetip kollayarak da destek olunabileceği” benimsendiğini, desteklik, yoksun kalınan ölenin “bedensel ve düşünsel etkinliğiyle” sağladığı her türlü destekliktir. Ölenin yakınlarının zararı, malvarlığı eksilmesinin ötesinde ve öncelikle böyle bir zararı bulunduğunu, dava konusu talepe ilişkin sigortaya başvuru yapılmış olup sigorta şirketi tarafından talebimize ilişkin olarak nihai bir cevap alınmadığını, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşmanın sağlanamadığını, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla; geçici ödeme talebimizin kabul edilerek en az maddi tazminat talebinde belirtilen dava değerimiz kadar veyahut mahkemenizce takdir edilecek miktar kadar davalı aleyhine tensiple birlikte müvekkiller için ayrı ayrı geçici ödemeye hükmedilmesine, bu hususta ara karar yazılmasına karar verilmesine, trafik kazasında eşini, babalarını ve çocuklarını yitiren davacıların, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre destekten yoksun kalma tazminat tutarları belirlenerek, (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) ayrı ayrı müvekkil ... için alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlenebilir hale geldiği anda HMK 107/2 uyarınca artırım yapma hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 500,00 TL, (belirsiz alacak talepli), ... İçin şimdilik 500,00 TL, ... için şimdilik 500,00 TL, ... için 500,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı belirsiz alacağının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili Av....'ın 11/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı hasardan eksik başvuru yaptığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından hasar başvurusunda müteveffanın desteğinden yoksun kalan sayısı ve bilgileri net olmadığından talep değerlendirmeye alınamadığını, hasar başvurusunda müteveffanın eşinin evlenip evlenmediği belirsiz olduğunu, bu hali ile hak sahiplerinin yaşayıp yaşamadığı, başkaca hak sahibinin olup olmadığı nüfus kayıt örneği ile tespit edilmesi gerektiğini, davacıların Suriyeli oldukları da gözetildiğinde, müteveffanın Suriyede başka eş ve çocukları olup olmadığı da ayrıca denetlenmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka sayılı araç müvekkil şirkete 27.07.2022-27.07.2023 tarihleri arasında ... numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin teminat limiti 1.200.000 TL olduğunu, sigortacının sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu ve işbu dava konusu kazanın oluşunda sigortalı araç sürücüsü kusursuz olduğunu, müteveffa ve davacılara ait güncel nüfus kayıt örneğinin dosyaya kazandırılarak başkaca destekçisi olup olmadığı ile destekçilikten çıkanların tespiti gerektiğini, müteveffanın Suriye'de başka eş ve çocukları olup olmadığının da Suriye elçiliğine sorulması gerektiğini, Suriyelilerin göç politikalarına baktığımızda genelde birden fazla eş ve çok fazla sayıda çocuk sahibi oldukları görüldüğünü, bu sebeple müteveffanın birden fazla eşi olup olmadığı, başkaca çocuğu olup olmadığı, anne ve babasının hayatta olup olmadığının tespiti gerektiğini, müteveffanın eşi adına yeniden evlenme indirimi yapılması gerektiğini, davacılara SGK yahut göç idaresi tarafından gelir bağlanıp bağlanmadığı konusunda ilgili SGK il müdürlüğü’ne müzekkere yazılması gerektiğini, sigortacının ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu, müteveffa sigortalı araçta hatır için taşınmakta olup davacılar lehine hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müteveffa kaza anında sigortalı araçta hatır için taşınmakta olup davacılar lehine hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müteveffa kaza esnasında emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu müvekkili şirket aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davacılar vekilinin 13/06/2025 tarihli dava değeri artırım dilekçesinde özetle; Müvekkil ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminat bedeli belirsiz alacağı talebimizi artırım yolu ile HMK 107/2 uyarınca 740.430,80 TL artırarak 740.930,80 TL destekten yoksun kalma tazminat bedeli alacağının olay tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesini, müvekkil ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminat bedeli belirsiz alacağı talebimizi artırım yolu ile HMK 107/2 uyarınca 167.649,16 TL artırarak 168.149,16 TL destekten yoksun kalma tazminat bedeli alacağının olay tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, müvekkil baba ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminat bedeli belirsiz alacağı talebimizi artırım yolu ile HMK 107/2 uyarınca 45.848,43 TL artırarak 46.348,43 TL destekten yoksun kalma tazminat bedeli alacağının olay tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, müvekkil anne ... için 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminat bedeli belirsiz alacağı talebimizi artırım yolu ile HMK 107/2 uyarınca 144.071,61 TL artırarak 144.571,61 TL destekten yoksun kalma tazminat bedeli alacağının olay tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davalının hatır taşıması savunmasının değerlendirilmesinde; tüm dosya kapsamı ve taraf ifadelerinden, müteveffanın kaza esnasında içerisinde bulunduğu ... plakalı araçta, hatır için karşılıksız olarak taşındığı gözetilerek belirlenen tazminat miktarından %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmıştır. Yargıtay 17.HD.nin 04/12/2017 tarih ve 5792/11224 E-K sayılı kararı ve yerleşik içtihatlar gereğince yargılama giderlerinin tamamı davalıya tahmil edilmiştir."gerekçesiyle hesaplanan tazminat tutarlarından %20 hatır taşıması indirimi yapılarak

"AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,

1-DAVACI ...'NIN talep ettiği 740.930,80 TL destekten yoksun kalma tazminatına %20 hatır indirimi uygulandıktan sonra kalan 592.744,64 TL'nin temerrüt tarihi olan 15/05/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,

2-DAVACI ...'NIN talep ettiği 168,149,16 TL destekten yoksun kalma tazminatına %20 hatır indirimi uygulandıktan sonra kalan 134.519,32 TL'nin temerrüt tarihi olan 15/05/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,

3-DAVACI ...'NIN talep ettiği 144.571,61 TL destekten yoksun kalma tazminatına %20 hatır indirimi uygulandıktan sonra kalan 115.657,28 TL'nin temerrüt tarihi olan 15/05/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,

4-DAVACI ...'NIN talep ettiği 46.348,43 TL destekten yoksun kalma tazminatına %20 hatır indirimi uygulandıktan sonra kalan 37.078,74 TL'nin temerrüt tarihi olan 15/05/2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,

5-Fazlaya ilişkin TALEBİN REDDİNE" dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı ... Sigorta A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Dava konusu uyuşmazlığın 30/03/2023 günü ... isimli şahsın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı yaralanmalı ve ölümlü trafik kazası sonucunda, araç sürücüsü ... isimli sahsın yaralandığını, araçta ön yolcu bölümünde bulunan davacıların eşi, babası ve çocukları olan ...'ın hayatını kaybettiğini, bahsi geçen kaza neticesinde araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacıların murisi ... kaza esnasında hayatını kaybettiğini, ...’ın mirasçısı olarak geriye müvekkilleri eşi ..., çocuğu ..., anne ve babası ..., ... kaldığını beyan ederek destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiğini, Yerel mahkeme kararındaki aleyhe hususların tamamını reddettiklerini, davacıların yabancı uyruklu olup teminat alınmadığını, bilakis geçici ödemeye karar verilerek hak kaybına sebebiyet verildiğini, Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmalarının herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmadığını, ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesinin şart koşulabilir olduğunu, bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğü olduğunu, davacıların teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, oysaki işbu yargılamada değil teminat hususunun irdelenmesi davacılar adına geçici ödemeye karar verilmiş olup davalı şirket adına telafisi imkansız hak kayıplarına sebep verecek şekilde ara karar kurulduğunu, davacıların yabancı uyruklu olup hali hazırda hayatta olup olmadıklarının belli olmadığını, müteveffanın eşinin evlenip evlenmediğinin güncel şekilde tespit edilmadığını, müteveffanın başkaca eşi, başkaca çocuklarının olup olmadığının araştırılmadığını, müteveffanın anne ve babasının hala hayatta olup olmadığının tespit edilmediğini, Yerel mahkeme kararına esas mahkeme hesap raporunda davacının sunduğu (hatta sunmadığı) evrakların doğru olduğu kabulü ile varsayıma dayalı şekilde hesaplama yapıldığını, ancak eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağını, müteveffanın başka bir eşinin ve başkasından çocuğu olup olmadığının da tespit edilmediğini, Suriyelilerin demografik yapısı incelendiğinde çok eşlilik ve yüksek doğum oranı sebebi ile müteveffanın başkası ile de ayrıca bir evlilik birliği olup olmadığını, başkaca çocuğu olup olmadığının da araştırılması gerektiğini, anılan sebepler uyarınca bilirkişi hesap raporuna ilk olarak müteveffanın destek alacaklılarının tam ve eksiksiz olarak, güncel bilgiler ışığında tespit edilmemesi sebebi ile itiraz ettiklerini, keza davacının hasardan da eksik başvuru yaptığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı eşin, davaya konu kazada eşini kaybettikten sonra hala bekar olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini, eğer davacının kaza tarihinden sonra evlenmiş ise müteveffa ile arasındaki desteklik ilişkisi sona ereceği için bu durumun açıklığa kavuşturulmasının önem arz ettiğini, aksinin kabulü halinde ise müteveffanın eşi adına uyrukları da gözetilmek sureti ile daha yüksek oranda yeniden evlenme indiriminin yapılması gerektiğini, dava konusu kaza davayı ve zararı kabul anlamına gelmemek kaydı ile aynı zamanda bir trafik iş kazası olduğunu, müteveffanın iş için yolda olduğu sırada dava konusu kazaya karıştığını, davacılar adına işbu eksik araştırma ile hüküm kurulması halinde mükerrer ödemeye sebebiyet verileceğini, iş kazası sebebi ile davacıların rücuya tabi bir ödeme alıp almadığının araştırılmasını talep ettiklerini, davacının hasardan eksik başvuru yaptığını, bu nedenle davalı şirketin davadan önce temerrüdünün söz konusu olmadığını, KTK madde 97'de öngörülen hasar başvurusu bir dava şartı olduğunu, ancak davacı tarafından hasar başvurusunda müteveffanın desteğinden yoksun kalan sayısı ve bilgileri net olmadığından talebin değerlendirmeye alınamadığını, keza hasar başvurusunda müteveffanın eşinin evlenip evlenmediğinin belirsiz olduğunu, bu hali ile hak sahiplerinin yaşayıp yaşamadığının, başkaca hak sahibinin olup olmadığı nüfus kayıt örneği ile tespit edilemediğini, başvuran vekili tarafından sunulan belgelerin çelişkili ve yeterli olmaması nedeni ile hasar başvurusu tamamlanmadan işbu davanın açıldığını, davacıların Suriyeli olduklarının da gözetildiğinde, müteveffanın Suriyede başka eş ve çocukları olup olmadığı da ayrıca denetlenemediğini, gelinen aşamada yargılamada da bu husus halen dahi tespit edilemediğini, bu sebeple davalı şirketin davadan önce temerrüdünün söz konusu olmadığını, açıklanan nedenlerden dolayı; davalı şirket aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından hükmolunan tazminat miktarına hatır taşıması sebebiyle %20 hatır indirimi yapılmışsa da işbu indirim usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira müteveffa sigortalı araç sürücüsü tarafından taşınması salt mütevaffanın menfaati için değil müteveffanın çalıştığı işyerine ulaşımının sağlanması amacıyla olduğunu, hal böyle iken somut olayda hatır taşıması indiriminin yapılmasının usul ve yasaya aykırı olacağının açık olduğunu, Yerel mahkeme tarafından hükmolunan tazminat miktarına hatır taşıması sebebiyle %20 hatır indirimi yapılmışsa da işbu indirim usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu yönüyle taşımanın hem taşıyan hem de taşınan açısından ekonomik veya sosyal bir menfaat ilişkisine dayandığının açık olduğunu, müteveffanın taşınmasının işin gereği olarak sağlanması, taşımanın “hatır taşıması” niteliğini ortadan kaldırdığını, sonuç olarak, yerel mahkemece “hatır taşıması” indirimi yapılması için gerekli yasal koşullar oluşmadığından, %20 oranında yapılan bu indirimin kaldırılmasının ve müteveffanın ölümü sonucunda davacıları hakettiği gerçek zararının tam olarak tazmininin gerektiğini, ayrıca önemle belirtmek gerekir ki davacıların taşınmasının yapılan iş kapsamında olduğu davalı sigorta şirketi ile sigortalı araç sürücüsü tarafından da bu hususun açıkça kabul edildiğini, Yerel mahkeme tarafından uygulanan hatır taşıması indirimini asla kabul etmemekle birlikte söz konusu indirim oranı oldukça yüksek bir oranda uygulandığını, davacıların mağduriyeti ve yaşadıkları kayıp birlikte değerlendirildiğinde söz konusu indirim oranının hakkaniyet ile de bağdaşmayacağının anlaşılacağını, somut olayda davacıların, meydana gelen trafik kazası neticesinde büyük kayıp yaşadıklarını ve müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, bu durumda, davacıların uğradığı zararın niteliği, yaşamlarında meydana gelen olumsuzluklar ve tazminatın zarar giderici fonksiyonu birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece uygulanan %20 oranındaki indirimin adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığının açık olduğunu, dolayısıyla, hatır taşıması indiriminin hem kanunda düzenlenen uygulanma şartları bulunmamakta hem de oran itibarıyla davacıların mağduriyetini derinleştirecek ölçüde yüksek belirlendiğini, bu sebeple, yerel mahkeme kararında yapılan söz konusu indirimin tamamen kaldırılmasını, mümkün görülmemesi hâlinde ise makul bir indirim oranı belirlenmesi gerektiğini, her ne kadar dosyaya sunulan 11.02.2025 tarihli aktüerya bilirkişi raporu ile davacıların uğradıkları zararın açıkça tespit edildiğini ve bu suretle davacıların haklılığı ortaya konulmuşsa da, raporda tazminat miktarları hakkaniyete, hayatın olağan akışına ve güncel ekonomik gerçekliğe uygun şekilde belirlenmediğini, ayrıca, bilirkişi tarafından %10 artış ve %10 iskonto oranı uygulanmak suretiyle yapılan projeksiyonun, günümüz ekonomik koşulları ve yüksek enflasyon ortamı dikkate alındığında gerçek gelir artış hızını yansıtmadığı açık olduğunu, bu oranların, uzun vadeli hesaplamalarda davacıların zararını ciddi ölçüde azaltıcı etki yarattığını, tüm bu açıklamalar ışığında öncelikle davalı tarafın usul ve yasaya aykırı istinaf başvurusunun reddi ile yerel mahkeme kararının; hatır taşıması indiriminin koşulları oluşmadığı hâlde %20 oranında uygulanmasını, Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca yapılan indirimin dayanaklarının somut olayla bağdaşmamasını, aktüerya bilirkişi raporunun eksik incelemeye ve varsayımsal kabullere dayanarak davacıların gerçek zararını düşük hesaplaması, tazminatın belirlenmesinde hakkaniyet ve zarar görenin tam tazmin ilkelerinin gözetilmemesi nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğundan söz konusu kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, davalının davacıların hayatta olup olmadıklarını, müteveffanın eşi ile çocuklarının güncel durumlarını araştırmadan hüküm kurmasının, davacıların Suriyeli olmaları nedeniyle kimlik ve nüfus bilgilerinin eksik olduğunu, bilirkişi raporunun bu nedenle varsayımlara dayandığını ayrıca Karayolları Trafik Kanunu’nun 97.maddesi gereği zorunlu hasar başvurusu dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığını iddia etmişse de söz konusu iddialar somut gerçeklikle bağdaşmayan dayanaksız iddialardan ibaret olduğunu, ayrıca davacıların yabancı uyruklu olmasını, mahkeme nezdinde taraf sıfatı, dava ehliyeti veya temsil yetkisi bakımından Türk vatandaşlarına nazaran farklı bir usul öngörmediğini, 5718 sayılı MÖHUK’un 4.maddesi gereğince yabancıların medeni haklardan yararlanma ehliyetleri kendi millî hukuklarına tâbi olduğunu, ancak Türkiye’de yerleşik olup geçerli bir vekâletname ile temsil edilen kişilerin özellikle maddi tazminat alacakları yönünden Türk Kanunlarına tabi olacakları hususunun sabit olduğunu, davalı tarafın istinaf başvurusundaki aleyhe hususları asla kabul etmemekle birlikte davalı tarafından somut olayda hatır taşımacılığı olmadığı hususu açıkça kabul edildiğini, yerel mahkeme tarafından yapılan hatır indirimi bu sebeple de usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan sebeplerle; davalı tarafın usul ve yasaya aykırı istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine, Davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun esastan kabulüne, Yerel mahkeme kararının hatır taşıması indirimi açısından kaldırılmasına, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine Başkanlığımızın aksi kanaatte olunması halinde ise hükmün kaldırılarak dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;

Dava; trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.

MÖHUK’un 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.

HMK’nın 114. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.

MÖHUK’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında ise “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.

Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.

Somut olayda, davacılar Suriye uyruklu olup, ilk derece mahkemesince 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Anlaşmasının 16. maddesi ile mültecilerin mutad meskeninin bulunduğu taraf devlette teminat yatırmaktan muaf tutulduğu gerekçesiyle (eş ve çocuk yönünden müteveffa ile birlikte Türkiye'de ikamet ettikleri anlaşılıyor ise davacı anne ve baba yönünden bu husus anlaşılamamaktadır) geçici koruma statüsündeki(mülteci) davacılardan teminat alınmadığı belirtilmiş ise de dosya kapsamından davacıların teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

MÖHUK'un 48. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir.

Bu sebeple mahkemece, öncelikle davacıların statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacıların teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir.

Öğretide hatır taşıması konusunda bir kavram birliği olmadığı gözlemlenmekte, ancak "hatır için ücretsiz taşıma" ve "aracı hatır için ücretsiz kullandırma" tanımlamalarının benimsendiği görülmektedir. (BİLGE, Emin M.“Hatır İçin Taşınanın Uğradığı Zararların Trafik Sigortası Kapsamında Olup Olmadığı Sorunu ve Yargıtay Uygulaması”, EHFD 2001, C.V, S.1-4, s. 331-347.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Genel hükümlerin uygulanması” başlığını taşıyan 87. maddesinde; yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğunun, genel hükümlere tabi olacağı belirtilmiş olup, hatır taşımasında araç sahibini borç altına sokmaya matuf bir irade mevcut olmadığı için bu taşımalarda ne bir taşıma sözleşmesi ne de başka bir akit vücut bulur. Hatır taşımacılığında yalnız yolcunun yararı söz konusu olduğu ve araç sahibi ivazsız bir şekilde hareket ettiği cihetle bu gibi hallerde 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43-44. maddeleri (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 51-52. maddeleri) uyarınca uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.

Somut olayda; müteveffanın davalıya sigortalı araçta yolcu olduğu tarafların kabulünde olup; dava konusu tek taraflı trafik kazasına sebebiyet veren sürücü ...'nın 31/03/2023 tarihli savcılık ifadesinde ".. Ben ... Mermer'de işçi olarak çalışırım, ustam... işyerine ait Caddy marka aracı bana verip ... ve onun arkadaşı ... olarak bildiğim kişiyi ...'den alıp gelmemi söyledi.." şeklinde beyanda bulunduğu, soruşturma dosyasındaki ifadelerden müteveffanın araçta iş gereği taşındığı, taşımanın sadece müteveffanın şahsi menfaati için olmadığı anlaşılmaktadır.Bu nedenle hatır taşıması nedeniyle indirimden yararlanmak isteyen davalı tarafın hatır taşıması yapıldığına ilişkin delil sunmadığı da dikkate alındığında; sadece zarar gören müteveffa yararına taşıma bulunmadığından, tazminattan bu nedenle indirim yapılmaması gerekirken, eksik incelemeyle, bu indirimin yapılması doğru görülmemiştir.

Mahkemenin görevli olup olmadığına yönelik yapılan değerlendirmede; olayın trafik iş kazası olduğu ileri sürülmüş olmakla birlikte işbu istinafa konu dava, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın kaza tarihindeki Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısına karşı açılmış olup iş verene karşı iş akdinden kaynaklı olarak işbu davada dava açılmadığından mahkemenin görevli olduğu değerlendirilmiştir.

Müterafik kusura yönelik yapılan değerlendirmede;

6098 Sayılı TBK 52. maddesi gereği, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hakim, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. Zarar görenin kendi menfaatlerini korumak için makul bir insanda beklenen davranışta bulunmayarak, zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına müterafik (bölüşük) kusur olarak adlandırılır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı TBK 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, öğreti ve Yargıtay uygulamalarıyla da benimsenmiştir. Müterafik kusura ilişkin savunma, bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir (Yargıtay 4 HD 2021/6032 E-2021/8065 K sayılı ilam).

Eldeki dosya bakımından bu yönde savunma da bulunmakla, ilk derece mahkemesince bu husus olumlu/olumsuz hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği kanaatindeyim.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin KABULÜ İLE; ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/09/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-Davacılar tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

4-Davalı tarafından yatırılan 15.028,20 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

7-Davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.17/09/2026

...

Başkan...

Üye...

Üye...

Katip...

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Bordro ve SGK

Bordro, prim, teşvik ve SGK bildirgeleri konusunda sorunuzu SMMM ekibimize iletin.

Mali müşavirlik hizmetimiz

Mesajınız SMMM ekibimize iletilir.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı