1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşti

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2026/12 E., 2026/1420 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 25.06.2026 Sayı: 2026/12 E. - 2026/1420 K. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

T.C.

DENİZLİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ...

KARAR NO : ...

KARAR TARİHİ : 25/06/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ...

ÜYE : ...

ÜYE : ...

KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/10/2025

NUMARASI : ... Esas ...Karar

DAVACI : ...

VEKİLLERİ : Av. ...

Av. ...

DAVALI : ...

VEKİLLERİ : Av. ...

Av. ...

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

G.KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 01/06/2021 tanzim tarihli sözleşmeden doğan bakiye otel testili yıkama bedeli ve sözleşme maddesi uyarında %5 gecikme bedeli dolmak üzere toplam 105.469,77 TL üzerinden 25/02/2022 tarihinde örnek 7 ödeme emrinin gönderildiğini, ilamsız takip başlatıldığını, ödeme emrinin borçlu şirkete 11/03/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı/takip borçlunun 7 günlük itiraz süresi içerisinde borca itiraz ettiğini ve itiraz üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, davalı takip borçlusunun ... 2.İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasına konu borca, borcun sebebine, faiz oranına, faiz dönemine talep edilen faize karşı yapmış olduğu haksız ve dayanaksız tüm itirazlarının iptali ile takibin takip çıkışı üzerinden aynen devamına, davalı takip borçlusunun likit nitelikteki takip konusu alacağa kötü niyetli ve haksız itiraz ettiği, takibin durduğu, davacının talepte bulunduğu nazara alınarak itiraz edilen alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere takdir edilecek icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunmuş, müvekkili şirketin davacı yana 01/06/2021 tarihli sözleşme kapsamında borcu bulunmadığını, nitekim mahkemece müvekkili defter ve kayıtlarında yapılacak incelemeler sonucu cari hesap özetinde de anlaşılacağı üzere davacı tarafından yapılan hizmetlerin karşılığının ödenmiş olup davacının müvekkili şirketten başkaca bir hak ve alacağı da bulunmadığını, sözleşmenin 5.3. maddesinin yasal mevzuata aykırı düzenlendiğinden geçersiz olduğunu, sözleşmenin 5.3 maddesinde gecikme halinde uygulanacağı belirtilen fahiş oranda ki aylık %5 gecikme faizi yıllık %60 faiz oranına tekabül etmekte olup fahiş ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, mal ve Hizmet Tedarikinde Alacaklıya Yapılan Geç Ödemelere İlişkin Temerrüt Faiz Oranının Belirlenmesi Hakkında Tebliğde; Türk Ticaret Kanunu’nun 1530 uncu maddesinin yedinci fıkrası uyarınca mal ve hizmet tedarikinde alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının sözleşmede öngörülmediği veya ilgili hükümlerin geçersiz olduğu hallerde uygulanacak faiz oranı, 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren yıllık yüzde 11,75 ve alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarı 800,00 Türk lirası olarak ilan edildiğini, TBK’nın 120. maddesine göre ise, sözleşme ile kararlaştırılacak olan yıllık temerrüt faiz oranı, kanunen o hukuki ilişki türü için öngörülen faiz oranının yüzde yüzden fazlasını aşamayacağını, kaldı ki davacı tarafça sözleşme ve cari ilişki uyarınca müvekkili tarafından tüm ödemelerin yapıldığını, davacı firma tarafından da hiç bir ihtirazı kayıt koymaksızın kabul edildikten sonra, yani müvekkili temerrüte düşürülmeden kötü niyetli olarak müvekkili şirketten geçmişe yönelik vade farkı talebinde bulunulabilmesinin de mümkün olmadığını, iş bu sebeple müvekkili şirketçe davacı tarafça düzenlenen 19/11/2021 tarih ve ... nolu 95.649,78 TL tutarlı vade farkı bedeli istemli faturanın, 15/12/2021 tarih ... nolu fatura ile iade edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafından gecikme faizi olarak hesap edilen tutarların da yanlış olduğunu, gecikme bedeli başlığı altında fatura kesilmiş ise de hangi faturanın geç ödenmesinden kaynaklı bir bir bedel yansıtıldığının belirtilmediğini, ancak sözleşmenin 5.3 maddesinde "firma sözleşme konusu hizmete ilişkin ücretini 7 günlük periyotlar halinde haftalık otel adına faturalandıracaktır. ....... fatura + 30 gün vade ile ödeme yapacaktır. Ödemenin yapılmadığı her ay için aylık %5 gecikme bedeli firma tarafında fatura edilecektir" denildiğini, bu haliyle davacı tarafından hangi faturanın ödenmediği belirlenerek ona göre her bir fatura için ayrı ayrı olmak üzere şayet varsa gecikme faizi gündeme gelebileceğinin açık olduğunu, bu haliyle davacı tarafından vade olarak belirlenen tarihlerin dikkate alınmadığı ve gecikme bedeli hesaplamasında hangi faturada gecikme yaşandı ise her bir fatura için ayrı ayrı olmak üzere gecikme bedeli hesap edilmesi ve bu bedelin tarafımızdan istenilmesi gerekeceği aşikar olup bu haliyle davacı tarafından gecikme bedeli adı altında neye istinaden kesildiği dahi belli olmayan gecikme faizi olarak kestiği faturaya itiraz etmekle birlikte haksız olarak huzurda ikame ettiği davanın reddi talep ettiklerini, ayrıca davacı tarafından müvekkili şirkete verilen hizmette pek çok sözleşmeye aykırılık, eksik ve ayıplı ifa bulunduğunu, davacı ile yapılan sözleşmenin 4.6 maddesinde "..... Hizmet esnasında normal yıkama işleminde çıkmayan lekeler mevcut ise, bu durum otele yazılı bildirim ile bildirilecektir. Bu bildirimde lekenin çıkarılması için uygulanabilecek özel işlemler hakkında bilgi verilecektir. Otel tarafından özel işlem uygulanması talep edildiğinde uygulanacak işleme ilişkin özel yıkama yapılacaktır. .... " denildiğini ancak davacı tarafından bu işlemlerin yapılmadığını ve ... Noterliği'nin 10/01/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya bildirildiğini, davacının hizmet verdiği dönemde müvekkili şirkete ait otelin de tekstil ürünlerinde davacı firmaya yıkama ve temizlik için gönderildiğini, yıkanmış olmasına rağmen lekelerin çıkarılmadan tekraren müvekkili şirkete teslim edildiğinin görüldüğünü, iş bu lekeli çamaşırların otel çamaşır personeli tarafından leke çıkarma işlemi uygulandığını, lekelerin çok özel işleme tabi tutulmadan çıkarabildiği görülmüş olmakla, davacının sözleşmenin 4.6 maddesi kapsamında çıkmayan lekeler için "özel uygulama" yapmadığının anlaşıldığını, iş bu durumun 30/09/2021 tarihli tutanak ile otelce tutanak altına alınarak lekeli çamaşır sayısı belirlendiğini ve davacıya tazminat haklarımız saklı kalmak kaydıyla giderilmesini içerir ihtarname gönderildiğini, fakat davacı tarafça bu zamana kadar uğradıkları maddi zararlarının karşılanmadığını, uğranılan maddi zararları nedeniyle takas ve mahsup talepleri mevcut olup tutanak ile kayıt altına alınan ve davacıya tebliğ edilen 2021 yılındaki lekeli çamaşırlar nedeniyle yapılan masraf ve katlanılan tüm maliyetlerin mahsubu gerekeceğini savunarak, davanın reddi ile haksız icra takibi nedeniyle asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında 01/06/2021 tarihinde "Hizmet Alım Sözleşmesi" imzalandığı, iş bu sözleşmenin konusunun firma tarafından otele, otelin müşteri hizmetine sunmuş olduğu malzemeler de dahil olmak üzere kirli çamaşırlar ve tekstillerin otelin adresinden kirli fişi karşılığı teslim alınıp yıkama, kurutma, ütüleme ve finishing yapılarak teslim alınan adreslerine irsaliye ve imza karşılığında teslim edilmesi olduğu, davacı tarafından 07/10/2021 tarihli ... nolu 14.361,74TL tutarlı, 14/10/2021 tarihli ... nolu 2.454,73-TL tutarlı, 21/10/2021 tarihli ... nolu 6.611,18-TL tutarlı, 19/11/2021 tarihli ... nolu 95.469,78-TL tutarlı e-arşiv fatura düzenlendiği, davalı tarafça 19/11/2021 tarih ve ... nolu 95.649,78 TL tutarlı vade farkı bedeli faturanın, 15/12/2021 tarih ... nolu fatura ile iade edildiği, davalı şirket personel tarafından 30/09/2021 tarihinde ayıplı hizmet tespitinde bulunulduğu, tespit edilen bu bu ayıplı hizmetin davacı şirkete ... 10. Noterliği'nden 10/01/2022 tarih 218 yevmiye numaralı ihtarname ekinde gönderdiği, davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olan 105.469,77 TL alacağının takibe konu edilen alacak ile uyumlu olduğu, talep edilen alacağın her iki şirket ticari defter kayıtlarında yer aldığı ancak davalı şirket tarafından düzenlenen 15/12/2021 tarih ... Numaralı 95.469,78 TL tutarlı iade faturasının davacı şirket kayıtlarında yer almadığı, her iki şirket ticari defterleri arasındaki farkın buradan kaynaklandığı, davalı tarafından faturanın kabul edilmediği, söz konusu vade farkına konu işlemiş faize ilişkin yapılan hesaplamalarda işlemiş faizin KDV dahil 24.123,38 Lira olarak hesaplandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. Maddesi gereğince, davacı tarafından hesaplanan 95.469,78 liralık vade farkı tutarının nasıl hesaplandığına yönelik herhangi bir açıklama bulunmadığı, dosyaya sunulan vade farkı hesaplama tablosunda söz konusu tutarın tespit edilemediği, davalı tarafından 15/12/2021 tarihinde 11.645,55 lira ödeme yapıldığı ve davacının ... 2. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip sayılı dosyasından 25/02/2022 takip tarihi itibariyle alacağı 34.123,37 lira olarak hesaplandığı, 09/11/2021 tarihli defter kayıtlarına göre alacak tutarı 21.645,54 Sözleşme hükümlerine göre hesaplanan faiz KDV dahil 24.123,38 TL, 15/12/2021 tarihli davalının ödemesi 11.645,55 TL davacının 25/02/2022 takip tarihli kalan alacağı 34.123,37 TL olduğu, 26/05/2025 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli gerekçeyi içerir nitelikte olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, 34.123,37TL asıl alacak, üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesi 07/11/2025 tarihli tashih şerhi ile, Gerekçeli kararın hüküm kısmının 8.maddesinde geçen "Davalı tarafça yapılan 1.700,00 TL posta ve tebligat giderlerinden oluşan yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1.149.99 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesi ile davalıya iadesine," cümlesinin "Davalı tarafça yapılan1700,00 TL posta ve tebligat giderlerinden oluşan yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1.149.99 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," şeklinde HMK'nın 304 ve devamı maddeleri uyarınca tashihine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece yemin delilinin kullanıldığını ve davacı tarafça yemin metninin mahkemeye sunulduğunu, mahkemece müvekkili şirketin yetkilisi...'a tebligat çıkartıldığını ve talimat yazıldığını, ardından taraflarınca ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 10/02/2022 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde temsilci olarak ...'ın dinlenmesinin talep edildiğini, söz konusu davanın müvekkili şirketin ...'da yer alan oteline ilişkin olup otel için yetkili temsilci atamasının da yapıldığını, mahkemece talepleri doğrultusunda ...'a tebligat çıkartıldığını ancak duruşmada yetkili olmadığı belirtilerek yemin eda ettirilmediğini, otel adına ...'ın temsilci olup yemin eda etmesinde hukuki bir engel söz konusu olmadığını, yerel mahkemece dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini ve davanın kısmen kabul edildiğini, kök ve ek raporda sözleşmede yer alan faiz oranı üzerinden yapılan vade farkı hesabı 24.123,39-TL olduğunu, buna rağmen davacının müvekkili şirkete karşı 95.469,78-TL tutarında vade farkı alacağına ilişkin fatura düzenlediğini, davacının vade farkı hesabının afaki, dayanaksız ve fahiş olduğunun ortaya çıktığını, kısacası davacının düzenlemiş olduğu 95.469,78-TL tutarında vade farkı alacağına ilişkin faturanın içeriğinin yanlış olduğunu, faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasının fatura içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmediğini, faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemesinin adi karine teşkil ettiğini, taraflar arasında sözleşme bulunduğu hallerde ise sözleşmeye aykırı düzenlenen faturaya itiraz edilmemesi fatura içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmediğini, somut olayda sözleşmenin vade farkına ilişkin düzenlenen 5.3. maddesi yıllık %60 faiz oranı içerdiğinden fahiş ve ticari teamüllere aykırı olup hukuken geçersiz olduğunu, sözleşmenin bu maddesinin geçersiz olmadığı kabulünde bile, vade farkı hesabının yanlış/fahiş yapıldığı dosya kapsamında tanzim edilen tüm raporlar ile tartışmasız hale geldiğini, faturanın alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriğine itiraz edilmemesi halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasının bir karine olduğunu, fakat faturaya itiraz edilmemesi nedeniyle fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılabilmesi karinesinin belirli şartlara bağlandığını, bu şartların en önemlisinin itiraz edilmeyen faturanın hukuken geçerli bir sözleşmeye dayalı olarak tanzim edilmiş olması olduğunu, sözleşmenin ihtilaflı olması durumunda öncelikle bu durumun neticeye kavuşturulması gerektiğini, sözleşme hukuken geçerli değilse buna bağlı olarak düzenlenen faturanın da bir geçerliliği olmayacağını, somut olayda sözleşmenin 5.3. maddesine göre aylık %5, yıllık %60 gecikme faizi fahiş ve ticari teamüllere aykırı olduğundan geçersiz olduğunu, ikinci şartın ise fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olması olduğunu, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesi nedeniyle içeriğin kabul edilmiş sayılması için faturanın taraflar arasında yapılan sözleşmeye uygun olması gerektiğini, somut olayda kök ve ek raporda sözleşmede yer alan aylık %5 faiz oranı üzerinden hesaplanan vade farkı tutarının 24.123,39-TL olduğunu, yani sözleşmenin 5.3. maddesinde yer alan %5 aylık faiz oranının geçerli olduğu kabul edilse bile davacının müvekkili şirkete karşı tanzim ettiği 95.469,78-TL tutarlı vade farkı faturasının hatalı ve fahiş olduğunun açık olduğunu, sonuç olarak sözleşmeye aykırı düzenlenen faturaya sekiz günlük süre içerisinde itiraz edilmemesi, Yargıtay’ın kararlarında fatura içeriğinin kabul edilmiş olduğu anlamına gelmeyeceği ve bunun bir karine teşkil edemeyeceği yönünde olduğunu, faturanın sözleşmeye aykırı düzenlenmesi ve diğer tarafın edimini ağırlaştırması halinde sekiz gün içerisinde itiraz edilmemesi fatura içeriğini kabul anlamı taşırsa bu hakkaniyetsiz bir durum ortaya çıkaracağını, müvekkili şirketin ticari defterlerine kaydetmediği bir fatura bulunmadığını, ticari defterler arasındaki farkın davacının iade faturasını kaydetmemiş olmasından kaynaklandığını, sözleşmenin 5.3. maddesi yasal mevzuata aykırı düzenlendiğinden geçersiz olduğunu, zira sözleşmenin 5.3 maddesinde gecikme halinde uygulanacağı belirtilen fahiş orandaki aylık %5 gecikme faizinin yıllık %60 faiz oranına tekabül etmekte olup fahiş ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, davacı tarafça sözleşme ve cari ilişki uyarınca müvekkili tarafından tüm ödemelerin yapıldığını, davacı firma tarafından da hiç bir ihtirazı kayıt koymaksızın kabul edildikten sonra, yani müvekkili temerrüte düşürülmeden kötü niyetli olarak müvekkili şirketten geçmişe yönelik vade farkı talebinde bulunulabilmesinin de mümkün olmadığını, işbu sebeple müvekkili şirketçe davacı tarafça düzenlenen 19/11/2021 tarih ve ... nolu 95.649,78-TL tutarlı vade farkı bedeli istemli fatura, 15/12/2021 tarih AKH2021000002197 nolu fatura ile iade edildiğini, Türk Ticaret Kanununun emredici 1530. Maddesi hükmünün oldukça açık olduğunu, temerrüt faiz oranının geçersiz olduğu hallerde uygulanacak faiz oranının Mal ve Hizmet Tedarikinde Alacaklıya Yapılan Geç Ödemelere İlişkin Temerrüt Faiz Oranının Belirlenmesi Hakkında Tebliğde belirtildiğini, bu oranın da 2021 yılı için %18,25 olduğunu, davacının sözleşmeye aykırı hizmet ifası nedeniyle takas ve mahsup taleplerine ilişkin olarak, davacı tarafından müvekkili şirkete verilen hizmette pek çok sözleşmeye aykırılık, eksik ve ayıplı ifa bulunduğunu, davacı taraf ile yapılan sözleşmenin 4.6 maddesinde "...Hizmet esnasında normal yıkama işleminde çıkmayan lekeler mevcut ise, bu durum otele yazılı bildirim ile bildirilecektir. Bu bildirimde lekenin çıkarılması için uygulanabilecek özel işlemler hakkında bilgi verilecektir. Otel tarafından özel işlem uygulanması talep edildiğinde uygulanacak işleme ilişkin özel yıkama yapılacaktır..." denildiğini, ancak davacı tarafından bahsedilen bu işlemlerin hiçbirinin yapılmadığını ..... Noterliği'nin 10/01/2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi aracılığıyla durumun kendilerine açıkça bildirildiğini, davacının hizmet verdiği dönemde müvekkili şirkete ait otelde tekstil ürünlerinde davacı firmaya yıkama ve temizlik için gönderilmiş olup yıkanmış olmasına rağmen lekelerin çıkarılmadan tekraren müvekkili şirkete teslim edildiğinin görüldüğünü, işbu lekeli çamaşırların otel çamaşır personeli tarafından leke çıkarma işlemi uygulandığını, lekelerin çok özel işleme tabi tutulmadan çıkarabildiği görülmüş olmakla, davacının sözleşmenin 4.6 maddesi kapsamında çıkmayan lekeler için "özel uygulama" yapmadığının anlaşıldığını, işbu durumun 30/09/2021 tarihli tutanak ile otelce tutanak altına alınarak lekeli çamaşır sayısının belirlendiğini ve davacıya tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla giderilmesini içerir ihtarname gönderildiğini, fakat davacı tarafça bu zamana kadar uğradıkları maddi zararlarının karşılanmadığını, uğranılan maddi zararları nedeniyle takas ve mahsup talepleri bulunduğunu, tutanak ile kayıt altına alınan ve davacıya tebliğ edilen 2021 yılındaki lekeli çamaşırlar nedeniyle yapılan masraf ve katlanılan tüm maliyetlerin mahsubu gerekeceğini, aksi durumda müvekkili şirket nezdinde ciddi bir mağduriyet ve hak kaybına uğrama ihtimali söz konusu olacağını, bilirkişi raporunda da ileri sürdükleri takas ve mahsup defiine ilişkin hesaplama yapılması gerektiğinin belirtildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesinin 26/05/2025 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli olduğuna kanaat getirdiğini, ancak dosya kapsamındaki itiraz dilekçelerinde bildirilip açıklanan sebeplerle, 34.123,37 TL tutarındaki asıl alacak (cezai şart alacağı ) hesaplaması tarafların sözleşmedeki kabullerine ve ticari defter içeriklerine, taraflar arasındaki sözleşmedeki kabullere aykırı ve hatalı olduğunu, 26/05/2025 tarihli ek bilirkişi raporunun analiz tespit ve değerlendirme başlıklı 5.maddesinde 80.906,59TL net vade farkı hesaplandığını, raporu hükme esas alınan bilirkişi tarafından 01/06/2021 tarihli sözleşmenin 5.3 maddesi hükmü uyarınca fiili ödeme tarihine kadar tahakkuk edecek aylık %5 nispetindeki gecikme bedelinin hesaplanmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından haklı davacı itirazlarının nazara alınmadığını, davanın kısmen reddi kararının bu yönden hatalı olduğunu, dosyanın hesap uzmanı bilirkişiye verilerek 01/06/2021 tarihli sözleşmenin 5.3 maddesi hükmü fatura tarihleri esas alınarak gecikme bedeli ve ayrıca ticari faiz hesaplaması yaptırılması gerektiğini, 29/11/2021 tarihli davacı ihtarnamesinin davalı/takip borçlusuna tebliğinin üzerinden 14 gün geçtikten sonra davalı/takip borçlusu tarafından 15/12/2021 tarihinde yalnızca 11.645,55 TL lik kısmi ödeme yapıldığını, takip konusu yapılan bakiye 105.469,77 TL borcun ise davacı/takip alacaklısı şirkete ödenmediğini, ayrıca takibe dayanak 19/11/2021 tarihli ... nolu 95.469,78 TL tutarlı e-arşiv fatura içeriğine 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edildiğini, itiraz süresi sona erip fatura içeriği kabul edildikten/borç kesinleştikten sonra ve faturanın KDV beyanı verildikten sonra davalı şirket tarafından 15/12/2021 tarihli ... fatura nolu, 95.469,78 TL tutarlı "... nolu faturanın iadesi" konulu iade faturası düzenlendiğini, davalının iade faturasının davacıya ulaşması üzerine davacı/takip alacaklısı tarafından ....Noterliği'nin 20/12/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya gönderildiği, taraflar arasında tartışmasız ve dosya kapsamı ile sabit olduğu üzere, davacı/takip alacaklısı ile davalı/takip borçlusu arasında 01/06/2021 tarihinde (Hizmet Alım Sözleşmesi) imzalandığını, her iki tarafın da tacir olduğunu, sözleşmenin 5.maddesi içeriği ile sabit olduğu üzere, davalı/takip borçlusu ödemenin yapılmadığı/geciktiği her ay için aylık %5 gecikme bedelini davacı/takip alacaklısına ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı/takip borçlusu ticari sözleşmenin kurucu unsuru olan hizmet bedelini ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı ödeme yapmadığı/geciktiği için davacı tarafından sözleşme gereği fatura edilerek talep edilen aylık %5 gecikme bedeli/gecikme cezası ödenmediğini, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğunu, ticari işlerde cezai şartın indirilmesi müessesesinin kural olarak kabul edilmediğini, TTK 182/2 maddesi gereği her tacirin basiretli bir tacir gibi hareket etmeli ve gereken özen ve yükümlülüğü göstermesi gerektiğini, somut olayda ceza koşulunun geçerli olması için bütün koşullar mevcut olup, davalı/takip borçlusunun sözleşmede hüküm altına alınan ceza koşuluna ve miktarına itirazının bilirkişi raporundaki yapılan hesaplama, taraf kabullerine aykırı mesnetsiz ve hatalı olduğunu, davaya konu icra takibinde tarafların tacir olması nedeniyle talep edilen cezai şartın ticari olup, yasal sınırlar içinde olduğunu, aksi yöndeki cezai şart alacağın niteliğine aykırı şekilde yapılan bilirkişi raporundaki faiz hesaplaması ve bunun ilk derece mahkemesi tarafından kabulünün hatalı olduğunu, takip borçlusunun haksız itirazının iptali gerekeceğini, hükme esas alınan 26/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan faiz miktarını asla kabul anlamına gelmemek ve talep edilenin cezai nakdi alacağı olduğuna ilişkin davacı itirazından vazgeçmiş sayılmamak üzere bilirkişi raporunda TTK'nın 8. Maddesi hükmünü nazara alınmadan hesaplama yapıldığını hatalı karar verildiğini, 30/05/2025 tarihli dilekçelerinde belirtmiş oldukları bilirkişi raporuna yönelik haklı davacı itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, sözleşmedeki nakdi ceza alacağı üzerinden düzenlenen 19/11/2021 tarihli 95.469,78 TL bedelli vade farkı faturası dahil davacı alacağının 105.469,77TL olduğu kabul edilerek davalının itirazının iptaline/davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu doğrultuda TTK7nın 8.maddesi uyarınca 15/07/2023 düzenleme tarihli bilirkişi ...tarafından düzenlenen raporun 21.vd. Sayfalarında belirtilen tespitine göre de davacının yasal delil niteliğindeki ticari defter kaydına ve cari hesap ekstresine göre 105.469,77 TL alacağı olduğu nazara alınarak ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2025 tarihli ... Esas ... Karar sayılı kararı kaldırılarak davacının davasının tam kabulüne, davalının itirazının iptaline, sözleşmeye dayalı likit alacağı haksız ve kötü niyetli itiraz edilmiş olmakla, takip çıkışı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, mahkemenin 21/01/2025 tarih ve 1 nolu ara kararı uyarınca taraflarınca yemin metni hazırlandığını, yemin duruşması için davacı şirket yetkilisi ...'a 18/03/2025 tarihinde meşruhatlı davetiye tebliğ edildiğini, usulüne uygun meşruhatlı davetiye rağmen şirket yetkilisinin duruşmaya gelmediğini ve alacaklı vekili şirket yetkilisinin değiştiğini beyanla talimatın iade edilmesi gerektiğini beyan ettiğini, davalının yemini icra etmediğini, davacı ile davalı arasında 01/06/2021 tarihinde "Hizmet Alım Sözleşmesi" imzalandığını, davalının iddiasının aksine uyuşmazlık tarihinde davalı şirket temsilcisinin ... olduğunu, şirketin olay zamanındaki temsilcisinin yani o dönemde yetkili kişinin yemin etmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin karar verirken davalı tarafın bilirkişi raporunda belirlenen alacak dışındaki davacı alacağı ile ilgili yemin icra etmediğini, dolayısıyla davacının davasını ispat ettiğini de nazara almadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;

İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklı faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.

Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.

Somut olayda, davacı tarafından sözleşmedeki gecikme faiz oranı üzerinden düzenlendiği ileri sürülen 19.11.2021 ... Nolu 95.469,78 TL tutarlı vade farkı faturasının davalı tarafa gönderildiği ve davalının ticari defterlerine kaydedildiği, ancak itiraz süresi geçtikten sonra davalının iade faturası düzenlediği, diğer fatura ve alacak hususunda taraf ticari defterlerinin birbirlerini doğruladığı, 19.11.2021 ... Nolu 95.469,78 TL tutarlı vade farkı faturası taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Davalı şirket tarafından, 19.11.2021 ... Nolu 95.469,78 TL tutarlı vade farkı faturaya ilişkin iade faturası düzenlenmiş ise de, bu faturanın, davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturasının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir. Nitekim, faturaya konu iade edilen bir mal bulunmadığı da açıktır. Bu durumda, bu fatura açısından da davacının alacak iddiasını ispat etmiş olduğu kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Öte yandan, davalı taraf ayıplı hizmet nedeniyle kendi tuttuğu 30/09/2021 tarihli tutanağa dayalı olarak mahsup talebinde bulunmasına rağmen, bu savunma hususunda ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında hiçbir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi de hukuki dinlenilme hakkına aykırı olmuştur.

Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin KABULÜ İLE; ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2025 tarih,... Esas... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

4-Davalı tarafından yatırılan 600,00 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

7-Davacı tarafın istinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.25/06/2026

...

Başkan...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı