1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Bölge Adliye Mahkemeleri
  4. İstinaf Kararları
İstinaf/BAM Kararı (Hukuk/Ceza) Kesinleşmedi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/768 E., 2026/721 K.

Bölge Adliye Mahkemeleri 31.07.2026 Sayı: 2026/768 E. - 2026/721 K. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

KAYSERİ

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : ... Esas

KARAR NO : ...

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ...

VEKİLİ : Av. ... - [16853-58762-86041] UETS

DAVALI : ... - ... -...

DAVA : Tespit

DAVA TARİHİ : ...

KARAR TARİHİ : ...

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : ...

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen ve Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ve ...K. sayılı ilamı ile icra edilebilirlik şerhi verilen arabuluculuk anlaşma belgesinin, sözleşmenin esaslı unsuru olan bedel konusunda kendi içerisinde açık ve giderilemez çelişkiler barındırdığını, anlaşmanın A ve C maddelerinde 1.365.000,00 TL tutarında bir ödeme düzenlenmesine rağmen D maddesinde hiçbir gerekçe gösterilmeksizin 11.500.000,00 TL tutarında bir ödeme öngörüldüğünü, bu durumun tarafların ortak iradesinin oluşmadığını ve sözleşmenin hukuken kurulmadığını gösterdiğini, davalı tarafın bu çelişkili belgeye dayanarak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. , ... Esas ve ... ESAS sayılı dosyaları üzerinden 11.500.000 TL asıl alacak talepli ilamlı icra takibi başlattığını, arabuluculuk sürecinde arabulucu ... ile alacaklı vekili Av. ...'nin aynı adreste faaliyet göstermesi nedeniyle arabulucunun tarafsızlık ilkesini ihlal ettiğini, sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde irade uyuşması bulunmadığını, mahkemece aksi kanaate varılması halinde ise Türk Borçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca esaslı hata nedeniyle sözleşmenin iptalinin gerektiğini, cebri icra işlemlerinin devam etmesi halinde telafisi imkansız zararların doğacağını belirterek, yargılama sonuna kadar icra takiplerinin tedbiren durdurulmasını, arabuluculuk anlaşmasının geçerli bir sözleşme niteliği taşımadığının tespitini veya esaslı hata nedeniyle iptalini talep ve dava etmiştir.

YARGILAMA VE GEREKÇE:

Dava, arabuluculuk anlaşmasının geçerli bir sözleşme niteliği taşımadığının tespiti veya esaslı hata nedeniyle iptali talebine ilişkindir.

TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır.

Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır.

Nispi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.

TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır.

Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.

Potansiyel vergi mükellefi, halihazırda vergi mükellefi olmayan fakat gelecekte vergi mükellefi olma ihtimali bulunanlara verilen isimdir. Sürekli bir vergi yükümlülüğü bulunmadığı ancak bir zorunluluğun sonucu olarak vergi numarası alındığı durumlarda potansiyel vergi mükellefi olunur.

UYAP sisteminden yapılan Gelir İdaresi Başkanlığı sorgusunda davalı ...'ın gelir getirici kazanç olmaksızın bazı iş ve işlemlerde kullanılan potansiyel vergi kimlik numarasına haiz potansiyel mükellef olduğu, tacir olmadığı anlaşılmıştır.

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası ile Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü itirazından çıkarılmış, görev ilişkisine dönüştürülmüştür.

HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanunun 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir.

Yukarıda açıklandığı üzere, davanın niteliği itibariyle mutlak ticari dava olarak sayılan davalardan olmadığı, davalı ...'ın potansiyel mükellef olup tacir olmaması sebebiyle (bkz. Aynı yönde Adana BAM. 4. HD. ... E. ... K. Sayılı kararı ) eldeki davanın nispi ticar davalardan olmadığı, TTK'nın 5. maddesindeki 3. grup davalardan birinin de söz konusu olmadığı, bu nedenle eldeki davanın ticari dava olmaması nedeniyle mahkememizin görevi alanına girmediği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, usul esastan önce gelir ilkesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle bu hususların da takdirinin görevli mahkemeye ait olacağı dikkate alındığında mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK.'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-HMK'nın 114/1-c. maddesi uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nın l15/2. maddesi gereğince davanın USULDEN REDDİNE,

2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli KAYSERİ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne tevzi edilmesi için Kayseri Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine,

3-HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca verilen kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflardan birinin mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, HMK'nın 331/2. maddesi gereğince, dava dosyanın re'sen mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

4-HMK'nın 331/2. maddesi gözetilerek, davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece karara bağlanmasına,

5- İhtiyati tedbir talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,

Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. ...

Başkan ...

E-imzalıdır

Üye ...

E-imzalıdır

Üye ...

E-imzalıdır

Katip ...

E-imzalıdır

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı