10. Hukuk Dairesi 2025/13456 E. , 2026/4367 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2702 E., 2024/2865 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/239 E., 2024/239 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların desteği ...'ün, davalıya ait kuyumcu dükkanında çalıştığını, 29.10.2021 tarihinde dava dışı ... tarafından gerçekleştirilen soygun sırasında ateşli silahla vurularak hayatını kaybettiğini, işverence gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını belirterek davacıların maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüm tedbirlerin alındığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Davacı ...'ün maddi tazminat isteğinin kabulü ile destekten yoksun kalmaktan kaynaklanan 3.436.893,92 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 29.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı ...'ün manevi tazminat isteğinin kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı ...'ün maddi tazminat isteğinin kabulü ile destekten yoksun kalmaktan kaynaklanan 992.937,37 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 29.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı ...'ün manevi tazminat isteğinin kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı ...'ün manevi tazminat isteğinin kabulü ile 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıya kusur izafe edilemeyeceğini, ... ...’in tecrübeli kuyumcu çalışanı olduğunu, işyerinde kamera ve panik butonu bulunduğunu, iş yeri mevzuatında olmayan şekilde tek kişi çalıştığı için işverene kusur verilemeyeceği, işlek cadde üzerinde bir mağaza olduğu, işverenin koruma amaçlı ateşli silah almamasının kusur izafesine gerekçe gösterilemeyeceği, nedensellik bağının üçüncü kişinin kasıtlı eylemi ile kesildiği, maddi tazminatın fahiş hesaplandığını, davalıya ait Isparta ve Antalya’da iki farklı kuyumcu dükkanı olup maliyeden gelen yazıda iki dükkanın toplam cirosunun bildirildiğini, davacının çalıştığı şubenin cirosu esas alınarak primin belirlenmesi gerektiğini, arabuluculuk aşamasında yapılan maddi ve manevi tazminat ödemelerinin dikkate alınmadığını, davalıya yüklenen kusur oranına göre hesaplama yapılması gerektiği halde müteselsil sorumluluk esasına göre tazminat hesaplanmasının yerinde olmadığını, manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, ... ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
Dosya kapsamından; ... sigortalı ...'ün davalıya ait kuyumcu iş yerinde tezgahtar olarak çalıştığı, kesinleşen ceza dosyasında olayın oluş şekline ilişkin kabule göre; dava dışı ...'nün olay tarihinden bir ay kadar önce aracı ile gelip geçerken gördüğü davalı ...'ya ait kuyumcu dükkanını yağmalamaya karar verdiği, iş yerinin önünden gelip geçerken çevre iş yerlerini kontrol ettiği, bu çerçevede yağma olayını çevredeki iş yerlerinin kapalı olacak olması nedeniyle Cumhuriyet Bayramına denk gelen resmi tatil günü olan 29.10.2021 tarihinde yapmaya karar verdiği, iş yerinin .. Devlet Hastanesi yakınında olması nedeni ile kimliğini gizlemek amacı ile kafasını sargı bezi ile sardığı, yağma hazırlıkları çerçevesinde suçta kullanacağı silahtan ses çıkmaması ve çevreden müdahale olmaması için susturuculu silah satın aldığı, eşgalinin belli olmamasını sağlamak için gözünün altına yapıştıracağı yapay bir ben satın aldığı, tüm bu hazırlıklar tamamlandıktan sonra yaya olarak kuyumcunun olduğu adrese gittiği, saat 08:00 civarında kuyumcunun henüz kapalı olduğunu görüp beklemeye başladığı, saat 08:30 civarında davacılar murisinin iş yerini açması üzerine kuyumcunun sol çaprazında bulunan manavın önünde bir süre bekledikten sonra harekete geçtiği, kamera kayıtlarından tespit edildiğine göre saat 08.50.38 de iş yerine giriş yaptığı ve girişinden itibaren iki saniye sonra o sırada tezgahın arkasında bulunan davacıların murisine iki el ateş ettiği, ... ...'in ateş üzerine yaralanıp yere düştüğü, tezgahın arkasına dolaşan ...'nün yerdeki ...'e tekme ile vurduktan sonra bir el daha ateş ettiği, iş yerinin kepenk kumandasının yerini sorduğu, bulduğu kumanda ile kepenkleri yarıya kadar kapattıktan sonra yanında getirdiği çantasına vitrinde ve tezgahta bulunan altınları doldurmaya başladığı, ...'in telefonunu ve kepenk kumandasını alarak iş yerinden çıktığı ve giderken kumanda ile kepengi tam kapattığı, Adli Tıp Kurumu raporuna göre üç atıştan ikisinin tek başına öldürücü nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, risk değerlendirme raporu hazırlamaması, buna uygun önlem almaması ve işçiye iş güvenliği eğitimi vermemesi nedeniyle davalının %5 oranında kusurlu olduğu yönündeki rapor içeriği yerinde görülerek raporun hükme esas alındığı belirtilmişse de; dosya kapsamından silahlı soygun eylemini gerçekleştiren ...'nün yaptığı plan dahilinde hareket ederek resmi tatil nedeniyle çevre iş yerlerinin kapalı olacağını bilerek sabahın erken saatlerinde iş yerine gelmesi ve kapıdan giriş anından itibaren ikinci saniyede susturucu takılı silahla iki el ateş ederek davacılar murisini etkisiz hale getirmesi gözetildiğinde, olayın oluş şekline göre üçüncü kişinin ağır kusur oluşturan eylemi ile davalı işveren yönünden nedensellik bağının kesildiği, işverenin tazminat alacaklarından sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.