1. Ana Sayfa
  2. Mevzuat Merkezi
  3. Yargıtay
  4. Yargıtay Kararları
Yargıtay Kararı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/1916 E., 2026/2267 K.

Yargıtay 21.05.2026 Sayı: 2026/1916 E. - 2026/2267 K. 6. Hukuk Dairesi

6. Hukuk Dairesi 2026/1916 E. , 2026/2267 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2025/35 E., 2026/89 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalı kooperatifin müvekkilini ortaklıktan çıkarma ve dairesini vermeme eğiliminde olduğunu, daha önce verilen çıkarma kararlarının iptal edildiğini, kooperatifin, müvekkiline daire vermemek amacıyla müvekkiline ait değişik adreslere ihtar ve tebligat gönderilerek yargı kararlarının uygulanmasını engellediğini, müvekkiline ait dairenin başka ortağa tahsis edildiğini ileri sürerek müvekkiline tahsis edilen dairenin iadesine, konuta ilişkin yoksun kalınan kira tazminatının tahsiline, konut verilmemesi halinde ise emsal değerinin tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili, davalı Kooperatif Yönetim Kurulu'nun 06.07.2004 tarihli kararıyla kooperatif ortaklığından çıkarıldığını, davacının tebliğ edilen karar süresinde itiraz etmemesi nedeniyle kararın kesinleştiğini, davanın çıkarma kararından yaklaşık 6 yıl sonra açıldığını ve istemin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 28.06.2012 tarihli, 2010/188 E., 2012/179 K. sayılı kararı ile davacının kuruluş aşamasında kooperatife ortak olduğu, daha önceki çıkarma kararlarının mahkemece iptal edilerek kesinleştiği, kooperatif yönetimince 2004 yılında aidat borcunun ödenmesi amacıyla iki ihtar keşide edilerek ihtara konu borcun süresinde ödenmemesi nedeniyle Yönetim Kurulu'nun 06.07.2004 tarihli kararıyla davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği, çıkarma kararının davacıya tebliğ edilerek 14.10.2004 tarihinde kesinleştiği, çıkarma kararının kesinleşmesinden sonra davacının kooperatife yaptığı 745,00 TL aidat ödemesinin ortak cari hesabında değil ayrı bir hesap olan kooperatif borçları hesabında takip edilerek diğer çeşitli borçlar hesabında muhasebeleştirilmesi nedeniyle, davacının çıkarma kararı sonrasında da ortaklığının benimsenmediğinden davacının ortaklığa bağlı olan daire tahsisi ve kira tazminatı isteyemeyeceği, davacının tazminat isteminin 1163 sayılı Kanun’un 17. maddesindeki çıkma payı alacağı olarak nitelendirilmesi halinde ise, çıkarma kararının kesinleştiği 2004 yılı bilançosunun 26.06.2005 tarihli genel kurulda görüşülmesi nedeniyle alacağın 26.07.2005 tarihinde muaccel hale geldiği, muacceliyet tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BİRİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.1. Mahkemenin 28.06.2012 tarihli, kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 2012/5569 Esas, 2012/7652 Karar sayılı ilamı ile ihraç kararının, 14.07.2004 tarihinde, tebliğ edildiğinin kabulü halinde davcının bu tarihten sonra 2006 yılına kadar aidat ödemeye devam ettiği ve bilirkişi raporundaki açıklama şeklinden, davalı kooperatifçe aidat olarak ödenen miktarların hesaptan alınarak muhasebeleştirildiği, ihraç kararının tebliğinden sonra yapılan 26.06.2005, 30.04.2006 tarihli kooperatif genel kurullarına ortak sıfatıyla cağrıldığı, davacınında bu genel kurullara katılarak hazirun cetvellerini imzaladığının anlaşıldığı, her ne kadar mahkemece, davacının ihraç sonrası ödediği aidatın kooperatif muhasebe kayıtlarında “ortak cari hesabında” değil de ayrı bir hesap olan kooperatif borçlarının takip edildiği “diğer çeşitli borçlar hesabı”nda muhasebeleştirilmesi nedeniyle kooperatifin bu ödemeleri aidat olarak benimsemediği sonucuna varılmış ise de, gerek aidat ödemelerinin ihraç sonrası ihtirazi kayıt olmaksızın alınarak ihraç edilen ortağa dava tarihine kadar iade edilmemesi, gerekse genel kurullara davacının ortak sıfatıyla çağrılması ve toplantılara ortak sıfatıyla katılması birlikte değerlendirildiğinde, davacının ihraç kararı kesinleşmiş olsa bile, kooperatifçe zımnen ve yeniden ortaklığının benimsendiğinin kabulü geretiği, mahkemece, açıklanan bu nedenlerle davacının kooperatif ortağı olduğu kabul edilip, taraf delillerinin bu kapsamda değerlendirilerek davacının istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği belirtilerek bozulmuştur.

1.2 İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına direnilerek 21.11.2013 tarihli, 2013/352 Esas, 2013/360 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

1.3. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince temyize başvurulması üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.05.2016 tarihli, 2014/464 Esas, 2016/579 Karar sayılı ilamı ile mahkemece verilen kararın yeni bir hüküm olup, hükme yönelik temyiz itirazlarının özel dairece incelenmesi gerektiği gerekçesiyle dava dosyası Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’ne gönderilmiş ve 06.03.2019 tarihli, 2016/4892 Esas, 2019/861 Karar sayılı karar ile davacının ihraç kararı kesinleşmiş olsa bile kooperatifçe zımni olarak yeniden ortaklığının benimsendiğini göstermektedir. Mahkemece, açıklanan bu nedenlerle davacının kooperatif ortağı olduğu kabul edilerek taraf delillerinin bu kapsamda değerlendirilip, davacının istemleri hakkında bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.

1.4. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu dava tarihinde davacının davalı kooperatife borçlu olduğu, dolayısıyla üyesi olduğu kooperatife borcunu ödeme yükümlülüğü altında olan davacının aidat borçlarını ödememesi nedeniyle ihraç kararının haklı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. İKİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemenin 26.01.2023 tarihli, kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2023/3907 Esas, 2024/3198 Karar sayılı ve 03.10.2024 tarihli kararı ile mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamı gerekleri yerine getirilmediği, davacının kooperatif üyesi olduğu hususu tartışmasız olup, önceki bozma ilamları gereğince usulü müktesep hak kapsamında olduğu, bu durumda özellikle Kooperatifler Kanunu'nun 23 üncü maddesinde karşılığını bulan eşitlik kuralı gereğince kooperatif ortaklarının hak ve yükümlülüklerde eşit olduğu, kooperatifin aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorunda olduğu, davacı vekilinin kendisi ile aynı durumda olan ortaklara konut tahsisi yapılarak adlarına tapu kaydı yapıldığına dair iddiası da araştırılarak kooperatifin elinde daire olup olmadığı, daire var ise davacının eşitlik ilkesi gereğince hak kazanıp kazanmadığı kooperatif üyesinin ödemelerini hiç yapmamış olması halinde tazminat talep etme hakkı bulunmamakta ise de, eksik ödeme yapmış olması durumunda kural olarak konut karşılığı tazminat talep hakkı bulunduğu dikkate alınarak Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kooperatif bünyesinde davacı ile aynı hukuki durumda bulunan bazı ortaklara konut tahsisi yapıldığı ve adlarına tapu kaydı tesis edildiği, buna karşılık davacıya konut tahsis edilmediğinin anlaşıldığı, Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca, kooperatif ortaklarının hak ve yükümlülükleri bakımından eşit oldukları ve kooperatifin aynı durumda bulunan ortaklara eşit işlem yapmakla yükümlü olduğu gözetildiğinde, davacının bu uygulama karşısında eşitlik ilkesine aykırı şekilde konut tahsisinden mahrum bırakıldığı, bu arada alınan bilirkişi raporlarında davacı içiin davalının elinde boş ve tahsise elverişli konut olduğu gerekçesi ile davanın bu yönden kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

a. Kira tazminatı talebi reddedilmiş ise de gerekçeli kararda red gerekçesinin açıklanmadığı, mahkemece gerekçeli kararda kira tazminat miktarının hesaplandığı bilirkişi raporuna atıf yapıldığı ancak hiçbir gerekçe açıklanmaksızın reddedildiğini beyan etmektedir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

a. Davacının sehven toplantılara çağırıldığını, ancak hiçbir toplantıya katılmadığını, çıkarıldığını bildiği için de hiçbir aidatını ödemediğini,

b. Kurulan hükmün eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, davacı ile aynı durumda olan ortaklara konut tahsisi iddiasının soyut olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmaların mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil mümkün olmaması halinde taşınmazın emsal değeri ile kira tazminatına ilişkindir.

1-Davacının davalı kooperatifin üyesi olduğu önceki bozma ilamları ile kesinleşmiş olup davacının tapu iptal ve tescil talebi bakımından kooperatif bünyesinde davacı ile aynı hukuki durumda bulunan bazı ortaklara konut tahsisi yapıldığı ve adlarına tapu kaydı tesis edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırmanın ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmak için yeterli olmadığı anlaşıldığından davacıya tahsis edilen A4 blok, zemin kat, 1 numaralı bağımsız bölümün davacı adına tesciline karar verilebilmesi için;

a- Mahkemece öncelikle aynı kooperatifte üye olan diğer ortaklardan davacı ile aynı veya benzer durumda olmasına rağmen tescil yapılıp yapılmadığının araştırılması, tescil yapıldığının anlaşılması halinde davanın kabulüne karar verilmesi,

b- Davacı ile aynı durumda olan diğer ortaklara ferdileştirme sonucu tescil yapılmadığının anlaşılması halinde ise bu kere davacının kooperatife olan tüm ödemelerinin tespit edilerek borcu var ise ödenmesi gereken tarihinden itibaren karar tarihine en yakın tarihe kadar ana sözleşme ya da genel kurul kararları ile belirlenen faiz oranları da uygulanarak toplam borcu tespit edilip depo ettirildikten sonra kabul kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

2- Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

VI. KARAR

1- Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

2- 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının talep halinde ilgililere iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu belge hakkında bize yazın Metinde hata mı gördünüz, sorunuz mu var?
Mesaj türü

İletişim bilgileri isteğe bağlı — size dönüş yapmamızı isterseniz doldurun.

Mesajınız yalnızca ekibimize iletilir, sayfada yayımlanmaz.
Kopyalandı